Güneşlenirken Cilt ve Deri Hastalıklarından Korunmak İçin Ne Yapmalı?

Güneşlenmek başta kemikler olmak üzere vücudumuz için birçok yararlı etkiye sahiptir. Ancak, kontrolsüz ve aşırı güneşlenmenin deriye zararlarını gözardı etmemek gerekir.

Güneşin bilinen en önemli zararı deri kanserlerine yol açmasıdır. Açık tenlilerde, çocukluk yaşlarında, güneş yanığına maruz kalanların daha çok deri kanserine yakalandığı bilinmektedir.

Yüzün güneşe maruz kalan bölgeleri olan kulak, burun, dudak ve yanaklarda, çiftçiler ve denizcilerde (bu mesleklerin ortak özelliği güneş ve rüzgara diğer insanlara göre daha çok maruz kalmalarıdır) daha çok yassı hücreli ve basal hücreli deri kanserleri görülür.

İlgili konu: Yazın Estetik Ameliyat Olmak Doğru mu?

Erken dönemde tanı konulmayacak olursa, çok hızlı seyredebilen ve en agresif deri tümörü olan Malign Melanomun oluşumunda da güneşin etkileri söz konudur.

Aşırı güneş sadece deri kanserlerine yol açmaz; aynı zamanda selim deri hastalıklarının bir kısmının da sorumlusudur. Keratozlar, benler ve bazı lekeler güneşin olumsuz etkilediği yapılardır. Tüm bu özellikleriyle güneşten dozunda ve doğru biçimde yararlanmak gerekir.

Bu konuda en basit ve temel kurallar; güneşin yatay olduğu saatlerde ve kısa sureli güneşlenmek, güneşe çıkılacağı zaman güneşten koruyucu kremleri kullanmaktır.

Bu iki temel kurala uymak, güneşin vereceği zararları en aza indirir ve vücudumuz için gerekli ultraviyoleyi almamıza yardımcı olur.

Kalça Büyütme Ameliyatı Yöntemleri

Çok yakınlarda, Meksika’da bir kongreye davet edildim. Bu kongrede, en çok tartışılan konulardan biri vücut şekillendirme yöntemleri ve özellikle kalçaya dönük işlemlerdi. Latin Amerika’da kalça büyütme ve şekillendirme ameliyatlarının bir salgına dönüştüğünü söylemek yanlış olmaz.

Son yıllarda Brezilya kalçası, Jennifer Lopez kalçası gibi isimlerle bize başvuran hastalarımız oluyor. Güzel bir kalça ile ilgili uzun makaleler yazılabilir; ancak konuyu basitleştirmek açısından, genellikle yuvarlak, dolgun bir kalça, ince bir bel ile birlikte öne çıkıyor.

Akdeniz tipi kadında, üst bedene kıyasla geniş ama arkaya doğru çıkıklığı az kalçalar genellikle vücut oranlarını bozduğu için küçültülmeye çalışıldı. Yana doğru kalçanın genişliğinin azaltılması arzulanırken bunu arkaya doğru çıkıklığı destekleyerek yapmadıkça, kalça daha da yassılaştı. Bu estetik açıdan iyi bir sonuç sağlamamakta.

İlgili konu: Liposuction Ameliyatında Doktor Seçimi: Hangi Doktor?

Kalça şekillendirmede kabaca 3 yöntemden söz etmek mümkün.

İlki, vücudun başka alanlarından yağ alarak, kalçanın biçimini düzenlemekte bu yağların enjekte edilerek kullanılması. Derinin elastikiyetinin iyi olduğu durumlarda bu teknik oldukça etkili.

Yağ enjeksiyonunun yetmeyeceği, ileri düzeyde volüm gereken durumlarda kalçaya silikon uygulamalarını tercih ediyoruz. Bu yöntemde silikonun özellikle kasın arasına yerleştirilmesi, belli olmaması açısından önemli. Daha uzun ve iyileşme süresi zaman alan bir estetik ameliyat. Ancak doğru kullanımlarda sonucu çok başarılı.

Üçüncü teknik olarak, çok kilo veren kişilerde görülen, ileri derecede sarkıklık olan durumlarda kullanılabilecek germe-deri çıkarımı gerektiren ve yağ ya da silikon ile kombine edilen ameliyatlardan söz edebiliriz. Burada tek bir teknikten çok, hastanın durumuna göre farklı biçimlerde uygulanan kombinasyonlar var. Bel ve bacakların da birlikte şekillendirilmesi sırasında kullanılabilen bu teknikler ayrı bir yazı konusu.

Liposuction Ameliyatında Doktor Seçimi: Hangi Doktor?

Liposuction (vakumla yağ alma) geçtiğimiz 10 yıl içinde, estetik cerrahi alanında en sık uygulanan girişim olmuştur. Yüksek kalorili gıdalar ve hareketsiz yaşam, vücutta depolanan yağların artmasına yol açmış, bu konuda çözüm arayanlar için liposuction en etkili yöntem olmuştur.

Son yıllarda, klasik liposuction yerine, lazer ve vaser yardımıyla liposuction uygulamalarının ağırlık kazandığını görüyoruz. Bu iki teknik, aslında birbirine rakip değil, farklı konularda vakumla yağ alma işlemini geliştiren tekniklerdir. Örneğin, lazerin deri sıkılaşması konusundaki etkileri daha önde iken, vaser yöntemi daha geniş vücut alanlarına uygulamaya imkan verir. Lazerin ise, kullanılabilecek toplam enerji miktarının sınırlı olması nedeniyle, uygulanabileceği alanlar da sınırlıdır.

İlgili konu: Bacak İçin Yağ Aldırma Ameliyatı Yaptırmalı mıyım?

Uygulamayı yapacak cerrahın, tek bir tekniğin savunucusu olması yerine tüm tekniklere hakim olup hasta için en uygun tekniği seçmesi en doğru olanıdır.

Yaygın bir uygulama olması, liposuction konusunda reklam yapan, internette ön sırada görünmeye çalışan doktor sayısını artırmaktadır. Bu sitelerde, uygulamalar konusunda, gerçekçi olmayan iddialar da ortaya atılabilmektedir (karın germe gerekecek bir hastanın karnının sadece lazer lipo ile düzeltilebileceği gibi). Bu iddialara, şüpheyle yaklaşmak, uygulamanın sınırları konusunda gerçekçi bilgiler edinmek doğru bir yaklaşım olacaktır.

Liposuction, lazer veya vaser yöntemleriyle bile olsa, öncelikle hastanın iyi deri özelliklerine sahip olmasını gerektirir. Liposuctionda en önemli sorun, derinin gevşek olduğu durumlarda yapılan liposuctionun deride düzensizlik ve gevşekliğin artmasına yol açmasıdır. Mucizelere inanmak yerine doğru bilgiye ulaşmak sizi elde edebileceğiniz sonuçlara ulaştırır.

Yazın Estetik Ameliyat Olmak Doğru mu?

Sosyal nedenler, çalışma koşulları, kişinin kendisi için en uygun zamanda ameliyat olması için bir arayış içine girmesine yol açmıştır. Birçok hastamız, işlerinin daha uygun olduğu, istirahat için daha rahat zaman ayırabilecekleri yaz aylarında ameliyat olmak için başvurmaktadırlar.

Yaz aylarında estetik ameliyat olacak kişilere bazı konularda uyarılarımız oluyor. Bunların başında, güneş ve deniz konusu gelmekte. Yapılacak ameliyata göre değişmekle birlikte, genellikle, dikiş hatları 2-3 haftada iyileşmelerini büyük oranda tamamladıkları için denize girmeye izin verebilmekteyiz.

İlgili konu: Burun Estetiği Olan Kişiler Ne Kadar Sürede İyileşir?

Güneş konusu biraz daha önemli. Yüz estetiği, burun estetiği, meme estetiği, karın ve liposuction ameliyatlarından sonra genellikle 6 hafta kadar uzun güneş banyolarından kaçınmak gerekiyor. Hem ısı, hem de ultraviyole ışınları, ameliyat bölgelerinde ödeme yol açabilmektedir.

Bir diğer önemli nokta ise bazı ameliyatlardan sonra giyilmesi gereken, baskı sağlayan korselerdir. Bunlar çok sıcak yaz günlerinde giyilmesi kolay olmayan korselerdir.

Yazın yapılan ameliyatlardan sonra güneş ışınlarından kaçınmaya çalışmak, aşırı terlemeyi önleyecek önlemler almak, evdeki şartları biraz daha serin ve iyi hale getirmek yazın yaratabileceği olumsuzlukları önler.

Alında Kırışıklıklar İçin Estetik Ameliyat

Alında kırışıklıklar, özellikle güneş, aşırı mimik kullanmak, uzağı görmekte zorluk çekenlerde gözleri adapte etmek için kısmak gibi nedenlerle ve şüphesiz yaşla artan bir sorundur.

Başlangıç döneminde, normal duruşta alında izler görünmezken, kaşlar çatıldığı ve mimik yapıldığı sırada çizgiler oluşur. Zaman içinde, izler kalıcı hale gelir ve mimik yapılmadığı zamanlarda bile belirgindir.

Günümüzde, alın çizgilerini azaltan, derinleşmelerini önleyen en önemli alın estetiği uygulaması botox uygulamasıdır. Düzenli uygulanması alında yaşlanma sürecini yavaşlatır.

İzler kalıcı hale gelmişse, botox uygulaması bunları azaltsa bile bazen tamamen düzeltemeyebilir. Bu durumda, botoxa ilave olarak çizgilerin derin olduğu yerlere dolgu uygulamaları yapılabilir.

İlgili konu: Boyun Estetiğinde Kullanılan Yöntemler

Estetik ameliyat olarak alın kırışıklıkları için iki uygulamadan söz edebiliriz. Bir grup uygulama, izlerin derinliğini azaltmak için vücuttan alınan yağ dokusunun özenli bir şekilde derinliklere enjeksiyonu, diğer bir uygulama ise, endoskopik veya açık yöntemle bu izlere yol açan kasların zayıflatılması şeklindedir.

Botox ve dolgular, alın kırışıklıkları için yapılan ameliyatların azalmasına yol açmakla birlikte zaman zaman ileri olgularda ameliyatların uygulanması gerekmektedir.

Domuz Burnu Ucu Sorunu Nedir, Nasıl Düzelir?

Domuz burnu, özellikle çok kısa ve burun ucunun, burun delikleri görülecek şekilde aşırı yukarı dönük olması şeklinde kendini gösteren bir sorundur. Burnun yapısı doğuştan bu şekilde olabileceği gibi, bazen estetik ameliyatlar burnun aşırı kısaltılması ve burun ucunun aşırı kaldırılması amacıyla da olabilir.

Nedeni doğumsal veya önceden geçirilmiş bir ameliyata bağlı da olsa, domuz burun olarak adlandırılan durumun çözümü komplike bir ameliyatı gerektirir. Genellikle, burun boyunun uzatılması ve aşırı kalkık burun ucunun düşürülmesi, kaburgadan alınacak sert kıkırdak dokusunun kullanılması ile sağlanır. Bazen, kıkırdak dokusunun kullanılması yetmez, burun içi yumuşak dokusu ve burun derisinin esnetilmesi gerekir. Yumuşak dokunun çok yetersiz olduğu durumlarda, kulaktan alınan deri de içeren yamalar kullanılabilir.

İlgili konu: Burun Estetiği İçin Ameliyatsız Seçenekler Var mı?

İleri cerrahi teknikler kullanılmasına ragmen, domuz burnu veya diğer bir deyişle aşırı kısa ve kalkık burunların düzeltilmesinde bir yere kadar netice alınır. Çok uzatmak veya düşürmek zor olabilir. Bu konuda simulasyon çalışmaları bize yardımcı olur. Sağlanabilecek sonuçlar ve limitler resim üzerinde konuşulabilir.

Doğuştan mevcut bir domuz burnu görüntüsünün düzeltilmesi için ameliyat dışında bir teknik yoktur. Ameliyatı için cerrahın ileri derecede deneyimli olması gerekir. Kısa burun ucunun düzeltimesi, burun cerrahisinin en zor ameliyatlarından biridir.

Meme Ameliyatı Sonrasında Silikonda Sertlik Hissetmek

Meme büyütme ameliyatlarında, genellikle tercih edilen yöntem silikon meme protezleri kullanılmasıdır. Meme estetiği ameliyatından sonra ilk aylarda memeler sert ve hassastır. Bu sertlik, silikonun sertliğinden çok ameliyat travmasına bağlıdır ve zamanla azalır. Bunu izleyen dönemlerde, ödem azalır ve iyileşme tamamlanırken memede silikonun gerçek sertliğini hissetmek mümkün olur.

Silikon protezler, üretimlerinde kullanılan kılıf ve silikon içeriğin özelliklerine göre farklılıklar gösterirler. Bir kısmı çok yumuşakken, form stable denilen yeni jenerasyon protezler daha serttir ve bunlar memenin durumuna göre bazen tercih edilirler. Özellikle, küçük memelerde, memenin bazı gelişimsel deformitelerinde, sert (form stable) implantlar memenin daha iyi şekil alması için tercih edilebilirler.

İlgili konu: Meme Ameliyatı Sonrasında Göğüs Silikonu Yumuşama Süresi

Hangi tip protez kullanılırsa kullanılsın, genel olarak beklenti, ameliyatı izleyen aylarda memenin giderek yumuşaması ve doğallaşmasıdır. İlk 6 aydan sonra meme giderek sertleşiyorsa, akla Kapsül Kontraktürü denilen ve istenmeyen bir komplikasyon gelmelidir. Kapsül kontraktürü, silikon proteze karşı oluşan, vücudun aşırı tepki vermesi olarak adlandırılabilecek ve silikonun çevresini saran sert bir kılıfın oluşması halidir.

Kapsül hafiften ileri evrelere farklı biçimlerde karşımıza çıkabilir. Hafif kapsül kontraktürü tedavi gerektirmez ve memede hafif bir sertlikle kendini gösterir. İleri derecede kapsül kontraktürü ise ağrılı olabilir ve memeyi deforme edebilir. Bu durumda, yeniden ameliyata, kapsülün çıkarılması ve silikonun değiştirilmesine kadar gidilebilir. Kimde ve hangi durumda silikona karşı kapsül oluşacağını önceden anlamak mümkün değildir ve görülme oranı %5’ler civarındadır.