Burun Ameliyatı Sonrası Ödem İçin Nasıl Masaj Yapılmalı?

Burun ameliyatında ne kadar dikkatli bir teknik kullanılsa da ameliyat sonrasında az veya çok bir ödem gelişir. Bu ödem zaman içinde giderek azalan bir ödemdir ve burun ameliyatlarından sonra masajın yeri çok tartışmalıdır.

Ödemin fazla olduğu ve yavaş iyileştiği düşünülüyorsa, masajdan yararlanılabilir. Özellikle burnun üst bölümündeki kemik alanda masaj, ödemin azalmasına yardımcı olabilir. Yanaktan burun köküne doğru, yumuşatıcı bir kremle yapılan masaj bu alanda biriken lenf sıvısının dağılmasına yardımcı olur. Burun estetiği sonrası masaj günde 2-3 kez, birkaç dakikayı geçmeyecek şekilde uygulanırsa daha yararlıdır. Agresif masajlar şişliğin artmasına yol açabilir ve önerilmez.

İlgili konu: Burun Ameliyatı ile Nefes Alma Zorluğu Giderilir mi?

Masaj burun ucunda pek işe yaramaz ve bu bölgenin şekillenmesine bir katkısı yoktur. Masajın yararlı olduğu bir diğer alan, eğri burunlarda kas ve yumuşak doku çekintilerini kontrol etmek içindir. Uzun yıllar eğri burun ile yaşamış kişilerde, eğri tarafta kaslarda kısalık söz konusu olabilir ve masaj ameliyattan sonra şeklin korunmasına yardımcı olabilir.

Bacakta Kılcal Damarlar İçin Estetik Tedavi

Bacakta kılcal damarlarla ilgili bir tedaviye girişmeden önce, bacağın toplar damar sisteminde önemli bir sorun olup olmadığı incelenmelidir. Bu periferk damar cerrahisi uzmanının işidir ve muayenenin yanısıra damar akımını inceleyen Doppler tekniklerini gerektirebilir.

İlgili konu: Bacak İçin Yağ Aldırma Ameliyatı Yaptırmalı mıyım?

Toplar damar yetersizliği yoksa ve kılcal damarlar varsa ince olanları için lazer tedavileri kullanılabilir.

Belli bir çapın üzerindeki damarlar için ise damarı tıkayan enjeksiyonlar planlanabilir.

Lazer ile kılcal damar tedavisi çok seanslı bir uygulamadır. Uygulama yapılan damarların bir bölümü tekrar tedavi gerektirebilir. Lazer tedavisi son yıllarda kılcal damarların estetik açıdan yok edilmesinde altın standart olmuştur.

İlgili konu: Yüzdeki Kılcal Damarlar İçin Estetik Tedavi Mümkün mü?

Meme Protezleri Arasındaki Farklar, Hangisi Daha İyi?

Meme protezleri genellikle silikon bir kılıf içinde, yine silikon bir jelden oluşan yapılardır. Bu jel medikal özellikte ve standartlarda üretilen ve kalite kontrolü yapılan silikondan oluşur.

Silikon içeriğin akışkanlığına göre daha zayıf veya daha güçlü kohesivite gösteren protezler vardır. Kohesivite arttıkça jel youğunlaşır ve biçimini akışkan olanlara göre daha iyi korur. Son yıllarda, daha yoğun jel içeriğine sahip ve yüksek kohesiv veya form stabil protezler denilen protezleri daha çok tercih ediyoruz.

İlgili konu: Meme Ameliyatında Kullanılan Silikon, Kanser Yapar mı?

Bunun önemli bir nedeni de, yüksek kohesiv protezlerin anatomik (göz yaşı damlası) biçimde protez üretilmesine olanak vermesidir. Anatomik protezler, genç ve doğum yapmamış hastalarda öncelikli tercihim olmuştur. Daha doğal duruşlarının yanı sıra, yoğun jel içerikleri nedeniyle kapsül kontraktürü gelişme olasılığı bunlarda daha azdır.

Protezin yüzeyinin pürtüklü olması da, düz yüzeyli protezlere kıyasla daha çok tercih edilmektedir. Doku ile protezin daha sıkı tutunmasına izin veren protezlerde de kapsül gelişmesi olasılığı daha azdır.

Yuvarlak protezlerin tercih edildiği durumlar genellikle memenin üst bölümünün daha belirgin olarak doldurulmasının arzu edildiği durumlardır.

Tüm meme ameliyatları için doğru ve geçerli tek bir protez tipinden söz edemeyiz. Muayene ve ölçümler sonrası beklentilere göre en doğru protez tipine karar verilir.

Kaş Arası Dolgu/Botox Tedavisi Ne Kadar Zaman Sonra Tekrarlanmalı?

Kaş arasındaki çizgilere botox ve dolgu tedavisi ayrı ayrı veya bir arada oldukça etkilidir. Botox, özellikle dinamik çizgiler dediğimiz ve kaşları çatınca oluşan derin çizgilerin oluşumunu engellerken, normal duruşta mimik yapmadan da belirgin olan çizgilerin kamufle edilmesi ve doldurulmasında dolgular tercih edilir.

Yerleşmiş ve belirgin çizgiler varsa botox ve dolgu tedavileri birlikte ele alınır. Botox kas gücünü azaltır, dolgu ise yerleşik çizgiyi siler. Bu durumda sorulabilecek 2 soru önemlidir.

1. Hem botox hem dolgu yapılacaksa bu nasıl planlanır?

Ayrı ayrı yapılacaksa önce botox yapılır, birkaç hafta beklenir ve çizgilerin ne kadar kırıldığına bakılır. Kalan çizgiler için dolgu uygulaması yapılır. Uygulama aynı anda yapılacaksa, sigara içen yani doku dolaşımı bozuk kişilerde dikkatli olmalıdır. Bu bölgedeki damarların tıkanması veya daralması, kaş arasında yara ve doku kaybına yol açabilir. Böyle bir bulguyla karşılaşıldığında dolgunun alandan uzaklaştırılması için enzim enjekte edilmelidir.

İlgili konu: Botoksun Etkisi Ne Kadar Sürer, Tekrar Ne Zaman Yapılmalı?

2. Bu uygulamaların hangi aralıklarla uygulanmalıdır?

Botox için önerilen uygulama aralığı 6 ayda birdir. Dolgu ise daha uzun etkilidir. Yılda 1 dolgu uygulaması gerekebilir. Bazı kişilerde dolgu çok daha uzun süreler etkisini sürdürebilir. Bu bölgede en çok tercih edilen dolgular HA dolgularıdır.

Genellikle 10-12 ay etkin oldukları düşünülse de tekrarlanması çizgi oluşmaya başlandığında gerçekleştirilir. Bu süre bazen 2 yılı bile bulabilir.

Kalın Burun Derisi ve Burun Estetik Ameliyatı İlişkisi

Kalın burun derisi olanlarda burun estetiği ameliyatı sonrası iyileşme daha uzun bir zaman gerektirebilir. Özellikle burun ucu derisinin kalın olması hem bazı avantajlara sahiptir, hem de bazı dezavantajları içinde barındırır. Avantajı, kıkırdaklarda yapılan işlemler sırasında oluşabilecek hafif asimetrileri veya olumsuzlukları gizleyebilir olmasıdır. Aşırı ince bir burun ucu genellikle oluşturulamaz. Burun estetiği olunduğuna dair bulgu daha nadirdir.

Dezavantajlarına gelince, burun ucuna istenilen şeklin verilmesinde kısıtlamalara yol açabilir. Genellikle deri tek başına kalın değildir, buna deri altı yağ dokusunun fazlalığı ve kıkırdaklarda zayıflık eşlik edebilir.

İlgili konu: Deviasyon ve Konka Tedavisi

Kalın burun derisine sahip olanlarda ameliyat sonrası burun ucu şişliğinin azalması daha uzun bir süreci gerektirir. Bunun tek nedeni derinin kalın olması değildir. Burun ucu kıkırdaklarının zayıflığı nedeniyle burun ucuna şekil vermek için destek kıkırdakları yerleştirmek için yapılan girişimler de görece daha fazla şişliğe yol açabilir.

Özetle, burun derisinin kalın olması ameliyata ve iyi sonuç almaya engel değildir. İnce derisi olanlara kıyasla iyileşme sürecinin daha uzun olacağının ve beklenen sonucun alınmasının zaman alacağının bilinmesi gerekir.

Türk Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği 37. Kurultayı

Türk Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği’nin 37. Kurultayı geçtiğimiz günlerde Ankara’da gerçekleştirildi.

Yabancı konuklar ve ülkemizden çok sayıda katılımcıyla gerçekleştirilen kongrede Dr. İsmail Kuran, Meme Protezlerinde Güncel Gelişmeler, Burun Estetiği ve Meme Küçültme alanlarındaki deneyimleri ile ilgili üç konferans verdi.

Katılım ve ilgilinin yüksek olduğu kurultayın bilimsel düzeyi yüksek, sosyal açıdan da zengindi. Düzenlemede emeği geçen herkese teşekkürler.

Kulak Estetiğinin Duyma Sıkıntısına ya da Kulak Zarına Etkisi Olur mu?

Kulak estetiği, kulak sayvanının şeklini değiştirmek üzere kıkırdak üzerinde yapılan bir girişimdir. Kulak zarı veya kulağın işitme mekanizması ile ilgili ne olumlu ne de olumsuz bir durum yaratmaz.

Kulak estetiği bu nedenle kulak zarı veya işitmeyi etkilemez.

İlgili konu: Sarkık Kulaklar İçin Estetik Ameliyat Yöntemleri

Kulağın doğuştan az veya hiç gelişmediği doğumsal anomalilerde, bazen sorun sadece kulak sayvanında bazen kulak zarı ve iç kulakta da olabilir.

Bu durum kulak estetiğinden tamamen farklıdır ve ayrı ele alınır. Bu gruptaki hastalarda, bir yandan kulak sayvanının kaburga ve farklı dokularla yeniden onarımı sağlanırken diğer yandan işitme analizleri ile değerlendirme yapılır ve işitme restorasyonu için yapılabilecekler gözden geçirilir. İşitme restorasyonu oldukça zordur .

Revizyon Ameliyatlarında Masrafı Kim Karşılar?

Revizyon; bir ameliyatı takiben istenen sonuç tam olarak alınamamışsa (bkz: Burun revizyonu) düzeltme amacıyla yapılan girişimlerdir. Bu girişimler, çok küçük ve basit girişimler olabileceği gibi, uzun süren komplike işlemler de gerektirebilirler.

Hiçbir hasta bir estetik ameliyattan sonra yeniden bir girişim geçirmeyi arzu etmez, bu cerrah için de öyledir. Dolayısıyla, hasta ve cerrah için aslında sıra dışı bir durum söz konusudur.

İlgili konu: Estetik Ameliyatlar Klinikte mi Hastanede mi Yapılır?

Peki böyle bir durumda oluşacak masrafları kim karşılamalıdır?

Bu konuda, genellikle kabul gören uygulama şöyledir: Ortada hasta için de, doktor için de istenmeyen bir durum söz konusudur. Hasta başlangıçta planlamadığı ilave bir işleme maruz kalacak, cerrah ise ilave bir cerrahi (bazen cerrahi olmayan) bir işlem yapacaktır. Burada, cerrahın bir operator ücreti alması beklenmez ancak oluşacak hastane ve tıbbi malzeme masraflarını da hastanın ödemesi beklenir. Böylece, cerrah zamanını karşılıksız ayırarak, aslında böyle bir revizyonu onun da arzu etmediğini, ilk elde en iyi sonucu almak için çaba gösterdiğini gösterir. Cerrahın bir operator ücreti olmadan bu işlemi yapmasına karşın hasta da oluşacak hastane, anestezi ve tıbbi malzeme masraflarını karşılar.

Revizyon ameliyatlarının bir kısmı tartışmalı sayılabilecek ameliyatlardır. Beklenen ve hedeflenen sonuca büyük oranda ulaşılmışsa bile bazen hasta daha ileri bir sonuç arzusunda olabilir. Estetik ameliyatlarda bu doğal karşılansa bile bazen bu konuda sınır yoktur ve hep daha iyisi söz konusu olabilir.

Bu durumda, revizyon işlemi nereye kadar yapılmalıdır? Bu durumda, gerçekten önemli bir fark yaratılabilecekse revizyonun yapılması ve bu arada ciddi bir risk alınmıyor olması temel kriterlerdir.

Burun Estetiği Ameliyatı Öncesi ve Sonrasında Psikolojik Destek Gerekli midir?

Burun ameliyatlarının çoğunda, ameliyat öncesi veya sonrası özel bir psikolojik destek gerekmez. Hasta ameliyat konusunda kararlı, yapılacak işlemle ilgili bilgili ve burun ameliyatı sonrası iyileşme süreci konusunda aydınlatılmışsa, sorunsuz bir dönem geçirir.

Ancak, ameliyat ve beklentileri konusunda kararsız, genellikle seçimleri ve vücuduyla ilgili değişimlere karşı çok hassas kişilerde durum farklıdır. Bu guruptakileri ilk görüşme sırasında anlamak aslında kolaydır. Hassasiyetlerini belirtir ve endişelerini sizinle paylaşırlar. Saç modellerindeki değişikliklere bile alışmalarının zor olduğunu ifade ederler.

İlgili konu: Burun Ameliyatından Sonra Hamilelik Riskli midir?

Plastik cerrah deneyimliyse, ameliyat sürecinde psikolojik destek gerektirecek kişileri farkeder ve onları bilgilendirir. Bu kişilerde, ameliyattan önce ikinci, hatta üçüncü görüşmelerin yapılması çok faydalıdır. Cerrahla hasta arasında iyi bir köprü kurulur ve sonrasında devam eder. Kişi önemsendiğini, hassas olduğu konuların bilindiğini hissetmelidir.

Rutin muayene ve görüşme trafiği içinde, destek gereken hastalar ameliyattan önce farkedilmezse bile, ameliyatttan sonra ve özellikle ilk haftalarda bu özellikleri ortaya çıkar. Sıkça doktoru arayıp sorular sorar ve iyileşme süreci içinde olmalarına karşın erken dönem şişliklerini ameliyatın sonucuymuş gibi kritize edebilirler. Çevrelerinden gelecek eleştirilere çok duyarlıdırlar. Bu kişilerle, kaliteli bir zaman ayırarak onları süreç konusunda bilgilendirmek yararlıdır. Yeterli olmadığı düşünülürse bu gruptaki hastalar psikolojik destek amacıyla psikoloğa yönlendirilmelidir.

Kepçe Kulak Ameliyatı Kaç Yaşında Olunur, Yaşın Önemi Var mı?

Tüm dünyada kepçe kulak ameliyatı için uygun görülen, 6 yaş ve sonrasında bu ameliyatın yapılmasıdır.

6 yaşında, kulak gelişimini yaklaşık %90 oranında tamamlar. Boyutları erişkin yaş boyutlarına ulaşır. Kulak büyümesi, genel gelişime göre biraz önden seyreder. Bu nedenle 3-4 yaşlarında kulak, baş ve vücuda göre biraz büyük görünebilir. İleri yaşlarda ise kulak gelişimi durur ve vücut gelişimi devam eder, kulak daha doğru oranlara yaklaşabilir.

İlgili konu: Kepçe Kulak Ameliyatı Sonrası Sargı Ne Zaman Çıkarılır?

6 yaşında kepçe kulak ameliyatlarının yapılmasının en önemli nedeni, artık kulağın daha fazla büyüme olasılığının azalmış olmasıdır. Kepçe kulağın tedavi edilmesinin 6 yaş civarında yapılmasının bir diğer önemli nedeni ise okul öncesi dönemde çocuğun okulda uğrayabileceği psikolojik travmayı azaltmaktır.

Çocuklar özellikle okul döneminde birbirlerine karşı alaycı ve acımasız olabilmektedirler. Kepçe kulak ameliyatlarında, ameliyatın 6 yaşında gerçekleştirilmesi ile çocuğun okulda bir psikolojik travma yaşaması olasılığı da azalacaktır.

Ameliyatın daha erken yapılması kulağın gelişimini etkileyebileceği için önerilmez. Daha ileri yaşlarda yapılmasının ise tıbben bir zararı yoktur ve daha önce belirttiğimiz gibi daha çok çocuğun arkadaşlar tarafından alay konusu edilmemesi için gelişimi tamamlanır tamamlanmaz yapılması hedeflenir.