Liposuction’da En Fazla Ne Kadar Yağ Alınır?

Vücuttaki fazla yağların hangi bölgelerde olursa olsun vakumla yağ alma yani liposuction yöntemi ile alınması birçok insanın hayalidir.

20 kilo fazlalığınız olduğunu düşünelim. Bir ameliyat ile bunların tümünden, tek seferde yapılacak bir cerrahi islem ile kurtulmak ne güzel olurdu! İstediğiniz herşeyi giymek, incelmek ve bir sonraki işleme kadar canınız ne istiyorsa yiyip içebilmek ne müthiş bir hayal!

Ne yazık ki yukarıda sözünü ettiğimiz ütopya, mevcut tıp yöntemleri ile tam bir hayal. Liposuction ile vücut için ciddi bir tehlike yaratmadan alınabilecek yağ miktarı sınırlıdır ve bu miktarın genellikle vücudun %10’u kadarı olduğu söylenebilir. Bu sınırın aşılması, vücudun sıvı dengesi açısından ve metabolik anlamda ciddi sorunlara yol açabilir.

İlgili konu: Liposuction Türleri: Lazer, Vazer ve Klasik Arasındaki Farklar

Bir bölgeden alınacak yağ miktarı ve elde edilecek sonuç, aynı zamanda o bölgedeki deri yapısına da bağlıdır. Derinin gevşek olduğu alanlarda, hastalar genellikle sorunun o bölgedeki yağa bağlı olduğunu ve yağ alınınca tüm sorunun çözüleceğini düşünürler. Bu tam bir yanılsamadır. Yağ alınınca derinin toparlanması bir yana deri daha çok sarkabilir. Böyle bir durum varsa tek başına liposuction değil deriyi de düzeltecek germe işlemlerini düşünmek gerekebilir.

Özetle, liposuction vücudun her yerine sınırsızca uygulanabilecek bir işlem değildir. Özellikle, kontur düzeltimine gerek duyulan işlemlerde yararlıdır ve iyi sonuç verir.

Estetikten Sonra Burun Ucu Düşer mi?

Burun ameliyatı için başvuranların çoğunun “burun ucu düşer mi” diye sorması bilimsel olarak nasıl açıklanabilir?

Bu konuda genel bir kaygı varsa, konunun derinliklerine gitmekte fayda var. Burun düşmesinden ne kastediliyor? Dikkatli sorgulanınca, burun ucu düşmesi derken ameliyattan sonra iyi görünen bir burnun zaman içinde deforme olmasının, burun ucunun başta kalkık olup zamanla aşağı doğru uzamasının kastedildiğini anlıyoruz.

İlgili konu: Burun Ameliyatı Sonrası Ödem İçin Nasıl Masaj Yapılmalı?

Ameliyat sonrasında, burundaki kalıbın açılması ile gördüğünüz sonuç aslında nihai sonuçtan biraz farklıdır. Burun henüz ödemlidir, şiştir, kıkırdak ve kemik yapının ayrıntıları henüz tam olarak anlaşılmamaktadır. Başarılı bir burun ameliyatından sonra burundaki değişiklikler ilerleyen aylarda olumlu yönde olur. Şişlikler azalır, burun küçülür ve detayları, açıları daha iyi anlaşılır.

Buna karşın ameliyat başarılı değilse, başta sorunları gizleyen şişlikler azaldıkça sorunlu bölgeler ortaya çıkar ve deformiteler görülür. Belki de halk arasında “başlangıçta iyiydi ama zamanla burun ucu düştü” diye tarif edilen konu budur.

Modern rinoplasti, burun ucu başta olmak üzere, destek yapılarını koruyan, hatta güçlendiren bir teknikle uygulanır. Bazen iyileşme süreci uzasa bile, şişliklerin geçmesi zaman alsa bile burun uzun yıllar stabil yapısını korur.

Hızlı Kilo Verince Oluşan Sarkık Meme İçin Ameliyat

Son yıllarda en önemli sağlık sorunu obezite olarak da adlandırılan aşırı kilo alımı. Bu konu dünyanın birçok ülkesinde giderek artan bir sorun olarak karşımıza çıkmakta ve çözüm yolları arasında da diyetten egzersize ve mide küçültücü ameliyatlara kadar birçok yöntem uygulanıyor.

Özellikle meme küçültme ameliyatları ve agresif diyetler, hızlı ve çok kilo verilmesine yol açıyor. Aşırı ve hızlı kilo vermek ise vücutta önemli deri sarkıklıklarına ve deformitelere yol açıyor. 20-25 kiloyu aşan kilo değişikliklerine vücudun adapte olması pek kolay olmuyor.

İlgili konu: Yağ Aldırma Ameliyatı (Liposuction) Hakkında

Karın, kol ve bacaklarda görülen sarkmaların yanısıra memede de gevşeme ile sarkma kaçınılmaz olarak karşımıza çıkabiliyor. Karın, kol ve bacakta fazla derinin alınması iyi sonuç verirken memede, fazla derinin alınması değil, daha çok memeye iyi bir şekil verilmesi ön plana çıkıyor. Bu da memeye şekil verecek dokunun olup olmadığı, takviye olarak bir silikon kullanılıp kullanılmayacağını, fazla derinin en az iz ile nasıl toparlanacağını gündeme getiriyor.

Hızlı kilo verilmesine rağmen yeterli meme dokusu varsa silikon protez kullanılmadan işlemin yapılması mümkün olabiliyor. Eğer yeterli doku yoksa, silikon protez eklenmesi olmazsa olmaz bir durum.

Bu konuda genel kurallar; kilo verme sürecinin artık durmuş olması ve kilonun stabilize olması gerekli. Meme dokusunun meme ultrasonu ve mamografi ile kontrolu gerekli. Silikon gerekip gerekmeyeceğinin belirlenerek hastanın bilgilendirilmesi gerekli. Ameliyat sırasında, fazla derinin atılması işleminin mümkün olan en az iz ile ve uygun gerginlikle yapılması gerekli.

Çene Ucunun Büyütülmesi İçin Neler Yapılabilir?

Bazı kişilerde az veya çok çene ucunun veya olduğu gibi çenenin küçüklüğüne rastlanılır. Özellikle kişinin profil görüntüsünü olumsuz etkileyen bu durumla ilgili çeşitli çene ucu estetiği çözüm yolları mevcuttur.

Bunları basitten komplekse doğru ele alırsak ilk sıraya geçici dolguları koyabiliriz. HA (hyalunorik asit) dolguları yaklaşık 10-12 aylık etkileri ile çene ucunda kullanılabilecek en basit dolgulardır.

Bunu Radiesse olarak adlandırılan hidroksiapatit içeren dolgu izler. Daha yoğun ve uzun etkili bu dolgu çene ucunun büyütülmesinde belirgin bir değişiklik sağlar.

İlgili konu: Çene Eklem Bozukluğu Nedir, Nasıl Tedavi Edilir?

Bir diğer yöntem, kişinin kendisinden alına yağ dokusunun konsantre edilerek çene ucunun büyütülmesinde kullanılmasıdır. Büyük oranda kalıcı bir tekniktir, bazen ilave enjeksiyonları gerektirir.

Çene ucunun 4-5 mm’den daha fazla büyütülmesi gerektiğinde, silikon veya medpor adını verdiğimiz çeşitli boy ve şekilde tasarlanmış çene ucu protezleri cerrahi olarak yerleştirilebilir. Bunlar çene altı veya ağız içinden yapılan kesiler ile yerleştirilirler.

Son olarak, çene ucu kemiğinin kesilerek ilerletilmesi ya da araya kemik greftleri yerleştirilmesi tarzında ameliyatlar da çene ucunun büyütülmesinde kullanılır.

Silikon Meme Protezleri ve Nadir Rastlanan Lenfomaların İlişkisi

Silikon meme protezleri 1960’lardan beri milyonlarca kadında kullanıldı. 1990’larda FDA’nin bir dönem için silikonun güvenliği ile ilgili bekleme dönemi dışında güvenle kullanıldı ve kullanılmaya devam ediyor. Silikon protez teknolojileri daha iyi ve sağlıklı protez standartları yönünde gelişirken önemli bir gelişme ise kullanılan protezlerin dış kabuklarında pürtüklü bir yüzeyin yaratılması oldu. Bu yüzeyin protezin çevre dokuya yapışarak bütünleşmesi hedeflendi ve sonuçlar birçok açıdan yüz güldürdü.

Ancak son yıllarda, çok sayıda olmasa da dünyada silikon meme protezi olan kadınlarda toplam 170 kişide nadir görülen bir Lenfoma (lenf kanseri) görüldü. Dünyadaki toplam meme protezi olan milyonlarca kadına kıyasla bu sayı bir alarm oluşturmaktan uzak olsa da, bilim adamları bu gelişmenin protezlerle ilişkisine odaklanmış durumda. Öncelikle, bu lenfomanın davranışı normal lenfomalardan çok daha yavaş ve protezle çevresini saran kapsülün çıkarılması büyük oranda tedaviyi sağlıyor.

İlgili konu: Meme Ameliyatı Sonrasında Göğüs Silikonu Yumuşama Süresi

Genellikle, memede şişme, silikon çevresinde sıvı birikmesi ile ortaya çıkan bu durumda tanı, sıvının patolojik incelenmesi ile anlaşılıyor. Tedavide henüz bir fikir birliği olmasa da silikon ve çevresindeki kapsülün çıkarılması şart.

Bu konu henüz silikon meme büyütme için başvuranlara verilen bilgi formları içinde yer almasa da, nadir de olsa böyle bir duruma dünya literatüründe rastlanıldığı yönünde bilgi verilmesinin doğru olacağı yönünde, Amerikan Plastik Cerrahi derneği görüş bildirmiş durumda.

Önümüzdeki aylarda bu konuda daha net bilgilerin ortaya çıkacağına inanıyoruz. Silikon protezleri örten pürtüklü yüzeylerin doku üzerinde kronik bir tahriş yaratarak bu sonucu doğurma ihtimali üzerine çalışmalar mevcut.

Estetik Alanında Sosyal Medyada Nelere Dikkat Edilmeli?

Son yıllarda internet dünyası ve sosyal medya bir fenomen olarak hepimiz hayatına girdi. Girmekle kalmadı, özellikle gençler için bir yaşam biçimi haline dönüştü. Moda, alışveriş ve bilgi paylaşımından sağlık, yaşam ve seyahate kadar birçok uygulama ile hepimiz bu avantajlardan yararlanıyoruz.

Ancak sosyal medyada paylaşılan bilgi ve özellikle reklamların doğruluğu ve güvenilirliği konusunda temkinli ve dikkatli olunmasında fayda var. İnternet dünyası, herkesin kendisini istediği gibi sunmasını sağlayan yönleri ile güvenilirlik açısından birçok sorunu da beraberinde getiriyor.

İlgili konu: Estetik Ameliyat Öncesi Doğru Doktor Nasıl Seçilir?

Çok yoğun ameliyatlar yaptığını, hastalarının mutluluğu ile yorgunluğunu unuttuğunu belirten doktorlara bu kadar çok sosyal medya paylaşımı için nasıl zaman bulduklarını sormak yanlış olmaz. Aslında, bazılarının birer sosyal medya danışmanı aracılığıyla, hatta fotoğrafçıları ile dolaştığını öğrenince bu konunun hangi yönlere kaydığını da düşünmek gerekiyor.

Sosyal medya ve internet günümüzün gerçeği. Sınırlamak, engellemek bir yana denetlemek bile neredeyse imkansız. Bu konuda, paylaşılanlara biraz dikkat ve şüphecilikle yaklaşmakta yarar olduğu kanısındayım.

Üst Çene Ameliyatları Kimlere Yapılır?

Alt ve üst çene, üzerine dizilen dişlerle beslenme sırasında çok önemli bir fonksiyon yerine getirirler. Çenelerin konumu ve birbiriyle ilişkileri diş kapanımının sağlıklı olup olmayacağını belirleyen en önemli gösterdedir.

Hafif alt ve üst çene uyumsuzluklarında, dişlerde görülen çapraşıklık veya düzensizlik ameliyata gerek kalmadan ortodontik tedavilerle düzeltilebilirken ileri derecede gelişim geriliği veya fazla gelişmiş çenelerde küçültme, büyütme, konum değiştirme ameliyatları yapılması gerekebilir.

İlgili konu: Çenede Kayma İçin Estetik Ameliyat

Üst çenede yapılacak ameliyatlar geri veya ileri alma, saat yönü veya aksine kaydırmalar olarak tanımlanabilir. Bu ameliyatlardan önce çene kalıpları alınır ve kalıplar üzerinde yapılması gerekenler planlanabilir.

Ameliyata hazırlık olarak ortodontik tedaviler planlanabilir ve bunlar dişleri yapılacak işleme göre hazırlar. Bu süreç zaman alabilir ve ameliyattan sonra da sürdürülmesi gerekebilir.

Lipoliz Tedavisi ile Ne Kadar Kilo Verilebilir?

Lipoliz bir enerji türüyle yağların eritilebilmesi esasına dayalı bir tekniktir ve vücudun sorunlu birçok yerinde kullanılabilir. Diyet ve egzersiz ile zayıflatılamayan alanlarda çoğu zaman lazer yardımıyla ve ince probları zayıflatılacak alana sokarak yağı eritip sonra çekerek, kısaca cerrahi olarak kullanılabileceği gibi, dışarıdan verilen düşük enerjili lazer ile birkaç seansta ve ameliyatsız olarak zayıflama sağlanabilir.

Şüphesiz bu yolla sağlanabilecek zayıflama miktarı sınırlıdır. Cerrahi olanda vücudun % 8’inden fazlası alınamaz. Cerrahi olmayan uygulamalarda ise bu oran çok daha küçüktür. Bu nedenledir ki lipoliz tekniğini bir zayıflama tekniğinden çok bölgesel fazlalıklardan kurtulmak için kullanmak daha doğrudur.

İlgili konu: Ani Kilo Veren Kişilerde Estetik Ameliyatla Sarkıklık Gidermek

Bu bölgeler daha çok bel, karın, basen, bacak içi, diz içi, kol ve çene altı bölgeleridir. Bu bölgelerde yoğunlaşmış yağ dokusunun azaltılması ile kontür daha iyi hale getirilebilir.

Ameliyatsız lipoliz de, dışarıdan verilen lazer enerjisi yağı erittiği zaman bu yağın ve artıklarının vücuttan metabolize edilmesi karaciğer ve böbrekler yoluyla olmakta, bu süreç içinde kan yağlarında ciddi yükselmeler olabilmektedir. Metabolik olarak vücudun yükünün artmaması için ameliyatsız lazer uygulamaları çok seanslı ve aralıklı olarak uygulanmalı ve kan yağları kontrol edilmelidir.

Elmacık Kemiği Dolgusunun Etkisi Ne Zaman Geçer?

Elmacık kemiğinin dolgunluğu bir ölçüye kadar gençlik ve dengeli bir yüzün ifadesidir. Oji hattı denilen profil çizgisinde, elmacık kemiği bölgesinin belirgin ve konveks olması, altında ise konkav bir hatla devam etmesi daha genç ve diri bir görüntünün işaretidir.

İlerleyen yaşlarda, yanak ve dudağa doğru yığılan doku elmacık kemiği üzerindeki dolgunluğun kaybına yol açar ve yüz yassılaşır. Bu nedenle, elmacık kemiğinin dolgunlaştırılması için çeşitli ameliyatlı ve ameliyatsız yöntemler uygulanır. Bunların en yaygın olanları Hyalunorik asit, hidroksiapatit ve yağ enjeksiyonları ile yapılan işlemlerdir.

Ofis şartlarında, Hyalunorik asit (HA) en sık uygulanan dolgu maddesidir. Pratik ve etkindir. Daha yoğun içerikli HA dolguları (Volift, Voluma gibi) uygulandığında etkisi 10-12 ay kadar surer.

İlgili konu: Yanak İnceltme Nasıl Yapılır, Kimler Yaptırmalı?

Ofis şartlarında uygulanabilen Hidroksiapatit (Radiesse) kemikte bulunan bir maddenin enjeksiyon halidir. Bu dolgu, derine uygulanan ve enjeksiyonu biraz daha zor olmakla birlikte etkisi daha belirgin ve etki süresi 2-2,5 yıl kadardır. Bazen kızarıklık ve ağrı gibi geç dönem reaksiyonları görülebilir.

Bir diğer uygulama ise, vücudun bir yerinden alınan yağ dokusunun elmacık kemiği bölgesine enjeksiyonudur. Küçük olsa da, bir cerrahi müdahaledir, lokal anestezi altında uygulanabilir. Bu teknik, en etkin ve etki süresi en uzun tekniktir. Enjekte edilen yağın bir bölümünün bir aşı gibi o bölgede tutunması ve etkisini hep sürdürmesi beklenir. Zaman içinde etki azalırsa işlemler tekrarlanabilecek işlemlerdir.

Ameliyat Öncesi Burnun Nasıl Görüneceğini Bilebiliyor muyuz?

Burun ameliyatı estetik nedenlerle yapılan ve milimetrelerin önemli olduğu bir ameliyattır.

Yıllardır, ameliyattan sonra burnun nasıl görüneceği ile ilgili bir fikir verecek çalışmalar yapılır. Fotoğraf üzerinde düzeltmeler, alçı kalıplar ve simulasyon çalışmaları son yıllarda yerini bilgisayar çalışmalarına bırakmıştır.

İlgili konu: Burun Ameliyatlarında Morluk Önlenebilir mi?

Bu konuda doruk noktası son zamanlarda kullandığımız 3 boyutlu resim çalışmalarıdır. Burada oldukça yüksek bir teknoloji kullanılarak senkronize edilmiş 6 kamera ile çekilen resimler gelişmiş bir uygulama yardımı ile 3 boyutlu görüntüye dönüştürülür ve bu görüntü üzerinde yapılan değişiklikler ile ameliyatın yaratacağı etki yine 3 boyutlu olarak gösterilmeye çalışılır.

Burun ameliyatları öncesinde yapılacak değişiklikleri göstermede en etkili yol Vectra 3D sistemi ile yapılan çalışmalardır.