Liposuction Ameliyatı Sonrası Kaç Günde İyileşilir?

Liposuction ameliyatı sonrası iyileşme süresi yapılan işlemin genişliğine bağlıdır. Sadece diz içi veya boyundan yağ alındığında, neredeyse hiç iş gücü kaybı olmazken bel, karın, kol ve bacakları içine alan yaygın bir liposuction’da iyileşme süreci daha uzun olacaktır.

Liposuction, küçük giriş noktalarından girerek ince tüplerle yağ alınması işlemidir ve büyük ameliyat kesileri içermez. Derinlik olarak çalışılan alan ise deri altı yağ dokusudur. İyileşme sürecini belirleyen ise deri altında yapılan travmanın sonucudur. Atravmatik teknikle yapılan ve aşırı ödem oluşmayan bir liposuctionda, işlemi takip eden ilk 2 günde biraz ağrı, hareket güçlüğü ve hassasiyet yaşansa bile 3. günden itibaren ödemler gerilemeye başlar ve kişi daha rahat hareket edebilir.

İlgili konu: Liposuction Ameliyatı Sonrası Kilo Almak Nasıl Önlenir?

Liposuctionda genel olarak gündelik hayata çok çabuk başlanabilse de şişliklerin tamamen geçmesi ve sonucun alınması haftalar, hatta ayları bulabilir. 3. haftadan sonra sonucu yavaş yavaş görmek mümkün iken tamamen iyileşme 3 ayı bile bulabilir.

Liposuction işlemi sonrasında en çok görülen yanılgı, işlemin hemen ertesinde, ilk haftada kişilerin tartıya çıkması ve zayıflama beklerken, ödemin beklenen ağırlığı ile kilolarının değişmediği, hatta arttığını gördüklerinde yaşadıkları şaşkınlıktır. Bu durumun doğal olduğu ve ilerki günlerde hızla düzeleceği hatırlatılmalıdır.

Burun Ameliyatı Sonrası Yapılmaması Gerekenler

Burun ameliyatında burnun kıkırdak ve kemikleri şekillendirilmiş, içinde septum ve konka denilen yapılar, sorun varsa elden geçirilmiştir. İlk günlerde, şişlik ve morluk, ayrıca burun içinden hafif sızıntı beklenebilir. Tüm travmalarda olduğu gibi vücut dinlenerek rahatlatılırsa iyileşmeye katkı sağlar. Sedanter bir kaç gün, yorulmamak, soğuk tedavileri uygulamak iyileşmeye olağanüstü katkı sağlar ve bulgular hızla geriler.

Sonraki süreçte, özellikle dikkat edilecek konular, travma almamak, burnu çarpmamak, gözlük gibi baskı yapabilecek şeylerden uzaklaşmak ve çok sıcak ortamlar, hamam, sauna ve buhar gibi şişliği arttırabilecek konulardan uzaklaşmaktır.

İlgili konu: Nefes Alırken Zorluk Yaşayanlar İçin Estetik Burun Ameliyatı

Burun ameliyatlarından sonra en kötü senaryo, ameliyatı izleyen haftalarda, buruna sert bir darbe almaktır. Kucağa alınan bir çocuk, dikkatsizce açılmış bir dolap kapağı veya kalabalık bir ortamda alınan bir dirsek darbesi buruna zarar verebilir. Ameliyat ödemleri devam ederken alınan darbenin verdiği zararı anlamak da çok kolay değildir. Çekilen filmler de yanıltıcı olabilir.

Bu nedenle, özellikle ilk haftalarda ameliyatlı burunu korumak daha önemlidir ve hafife alınmamalıdır. Ameliyatı izleyen 3-4 ay içinde burun direncine kavuşur ve travmalara karşı daha dayanıklı bir hal alır. Bu noktadan itibaren ameliyatlı bir burnun ameliyatsız bir burundan travmalara dayanıklılık için pek bir farkı kalmaz. Aşırı bir korumacılık olmadan günlük hayat devam ettirilir.

Popo Büyütme Ameliyatlarını Kimler Yaptırmalı?

Poponun şekli ve büyüklüğü, vücut formunun belirlenmesinde çok etkilidir. Bacak boyunu ve bel kıvrımını ortaya çıkaran asıl unsur poponun özellikleridir. Popo ve bacak arasındaki geçiş ile popo ve bel arasındaki derinlik, kadınsı özellikleri ortaya çıkarır.

Poponun şekli ve büyüklüğü, popo kasları, bu bölgedeki yağ dokusunun kalınlığı ve yoğunluğu, derinin elastikiyeti ve miktarının yanı sıra, kalça kemiğinin biçimi ve açıları ile de çok ilgilidir. Kemikle ilgili değişiklikler yapılması neredeyse imkansız iken, yağ dokusunun dağılımı değiştirilebilir ve kullanılacak protezlerle popo biçimlendirilebilir.

İlgili konu: Popo Kaldırma Ameliyatı Kimler İçin Uygun?

Genetik nedenler, kilo değişiklikleri, sportif aktiviteler ve yaşla birlikte kalçada oluşan değişiklikler bir müdahaleyi gerektirebilir. Popo yassılaşırsa ve hacim kaybı oluşursa genellikle 2 seçenek söz konusudur.

Vücudun diğer bölgelerinden alınabilecek fazlaca yağ varsa, liposuction ile alınan yağ kalçanın şekillendirilmesinde kullanılır. Bazen 300-400 cc kadar yağ enjeksiyonu yapılabilir.

Alternatif olarak, kalçaya çeşitli tip ve volüme sahip silikon protezler yerleştirilebilir. Bunların yerleştirilmesinde her iki kalça arasındaki kıvrımdan yapılan bir kesi kullanılır ve genellikle protez kas arasına yerleştirilir. Popoya protez yerleştirilmesini takiben birkaç hafta oturmada güçlük, gerginlik ve hareket kısıtlılığı olabilir. Uygun protez seçilmezse, komplikasyon oranı artabilir ve istenmeyen sonuçlar çıkabilir. Yağ uygulamaları nispeten daha güvenli işlemlerdir ama onlarla sağlanacak sonuçlar da kısıtlıdır.

Dudak Dolgunlaştırma Yöntemleri

Dudağın dolgunlaştırılması için volümünün arttırılması gerekir. Bunu sağlayacak maddenin doğal olması, vücuda bir zarar vermemesi ve bir reaksiyona yol açmaması, ağrı yapmaması ve bakıldığında da doğal durması istenir. Geçici olsa da bunu sağlayan en pratik madde; hyalunorik asittir (HA).

HA hem volüm arttırıcı olarak hem de dudak konturlarını şekillendirmede başarıyla kullanılabilir. Uygulama basittir, dudak bir kremle uyuşturulur ve enjeksiyon yapılır. Bazen ilk birkaç gün, şişlik ve morluk oluşabilir. Hızlıca toparlar.

İlgili konu: Kimler Dudak Estetiği Yaptırmalı?

Dudağa HA uygulaması pratik ve etkin olmasına karşın geçicidir. Etki 6-10 ay arasındadır ve tekrarı gerekir. Daha uzun etkili enjeksiyon ajanları genellikle reaksiyona yol açarlar ve görünümleri de dikkati çekecek kadar doğallıktan uzaktır. Poliamid denilen ve vücutla çok uyumlu olmayan bu maddelerin bazen oluşturduğu sorunları cerrahi yolla bile gidermek çok zordur.

Dudağın belirginleştirilmesinde yağ enjeksiyonları da sıkça denenmiştir, ancak başarı oranı çok düşüktür. Genellikle sonuçları öngörülemez ve bazen düzensizlik oluşabilir. Bu nedenle, yağ enjeksiyonları dudak şekillendirmede çok öncelikli olarak değerlendirmemekteyiz.

Dudağa yerleştirmek üzere tasarlanmış silikon veya süngersi maddeler zaman zaman çok popularize edilse de bunların doğal olmayan sonuçları ve bir süre sonra sorun çıkarmaları nedeniyle yaygın kullanımları yoktur.

Özetle, dudak dolgunlaştırılmasında, cerrahi yöntemler dışında en etkili yöntem HA uygulamalarıdır.

Radyofrekans Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Yüksek teknolojinin estetik alanına katkıları arasında, radyofrekans uygulamaları çok özel bir yere sahiptir. Cerrahi ve cerrahi olmayan radyofrekans uygulamaları estetik uygulama sonuçlarını geliştirmiş ve radyofrekans cihazlarını cerrahlar için vazgeçilmiş kılmıştır.

Ameliyatsız radyofrekans uygulamaları öncelikli olarak yüzde daha sonra da vücudun çeşitli yerlerinde sıkılaşma, yağ azaltma ve kırışıklık gidermede kullanılmıştır.

İlgili konu: Thermage Radyo Dalgaları ile Ameliyatsız Yüz Gençleştirme Hakkında

Radyofrekans uygulamaları çeşitli biçimlerde gerçekleştirilmektedir. Monopolar uygulama adı altında, derinin yüzeyinden yapılan ve derinin değişik derinliklerine nüfus eden uygulama bir altın standart haline gelmiştir. Bu teknolojiyi geliştiren marka Thermage’dır. Son gelinen nokta CPT teknolojisi adı altında eklenen bir vibrasyon hissi ile ağrı algısının azaltılmasıdır.

Daha invazif bir teknoloji olan thermi-lift ise basit bir ofis cerrahisi işlemidir. Burada, deri altına lokal anestezi altında sokulan bir prob yardımı ile radyofrekans doğrudan deri altında uygulanabilmekte ve istenilen bölge ve katman doğrudan hedef alınabilmektedir.

Her iki uygulama da cerrahların gündelik pratiği içinde ağırlıklı bir yer almış ve başta yüz olmak üzere, kol, bacak, karın ve birçok vücut bölgesinde kullanılmaktadır.

Göz Altı Morlukları İçin Lazer Uygulamaları

Göz altı morlukları her yaş grubunda kişileri rahatsız edebilen bir sorun olabilir. Çok genç yaşlarda bile göz altı morluklarından rahatsız olanlar vardır.

Göz altı morluklarının nedenleri çok farklı olabilir. Bazen deri çok ince olduğu için altındaki kasın röflesini verir ve derinin koyu görünmesine yol açar. Bu durumun çözümü ancak deri altına yapılan dolgular ile kasın röflesinin deriye yansımasının engellenmesidir.

İlgili konu: Göz ve Çevresi İçin Estetik Ameliyat Tek Çözüm müdür?

Göz altı morluklarının en sık nedeni çoğu zaman genetik nedenlerle ya da güneş, rüzgar gibi zedeleyici doğa etkileri ile derinin yıpranmasına bağlı renk değişiklikleridir. Deri içine oturan pigmentler göz altının koyu renkte görünmesine yol açarlar. Bu sorunun çözümünde kimyasal soyucular ve lazerler etkilidir. Fraksiyone lazer uygulamaları ile derinin yüzey tabakası yenilenirken hızlı bir iyileşme sağlanabilir. Fraksiyone lazer erbium veya karbondioksit lazer uygulamaları olarak ikiye ayrılır. Cihazın gücünün kontrollü olması, derinlik ayarının yapılabilmesi işlemin etkinliğini arttırır.

Uygulama çoğunlukla, birden çok seans gerektirir. Bu seansların arası 6-8 hafta kadardır. Alınan cevaba göre işlemin sonlandırılmasına karar verilir. İşlemler sonrası gözaltı bakımı, nemlendirilmesi ve sonrasında korunması için alınacak önlemler, kimyasal ajanlardan, güneş ve rüzgarın zararlı etkilerinden korunmaktan ibarettir. Koruma önlemlerinin alınmaması lekelerin yeniden oluşmasına yol açar.

Liposuction Ameliyatı Sonrası Kilo Almak Nasıl Önlenir?

Liposuction ile ilgili çok sayıda yanlış bilgi vardır. Bunların başında, liposuction yaptırmanın tekrar kilo almayı önleyebileceği gelir. Bu kesinlikle mümkün değildir. Liposuction yapılmış bile olsa kişi aşırı kalori alırsa kilo almaya devam eder. Bu nedenle, liposuction yaptırmış bile olsanız kilo kontrolü için egzersiz ve diyet kaçınılmazdır.

Liposuction hangi bölgede yağ birikimi fazlaysa bunları azaltmak için kullanılan etkin bir yöntemdir. Vücutta yağ dağılımı kişiden kişiye değişir. Akdeniz tipi insanlarda basen ve kalçalarda yağ dağılımı fazlayken, İskandinav tipi kadınlarda karın yağlanması daha fazladır.

İlgili konu: Liposuction’da En Fazla Ne Kadar Yağ Alınır?

Ultrason eşliğinde yapılan ölçümler bize deri altındaki yağ dokusu kalınlığını rahatlıkla gösterirler. Liposuction işleminde yapılan, işte bu fazla yağ birikimi olan bölgelerdeki yağ dokusunu azaltmak ve böylece dengeli bir yağ dağılımı sağlamaktır.

Liposuction sonrası kilo kontrolü, liposuction yaptırmamış kişilerdekinden daha farklı değildir. Alınan kaloriyi sınırlı tutmak ve harcanan kalori miktarını da arttırmak gerekir. Karbonhidratlı gıdalardan kaçınmak, düzenli egzersiz yapmak temel prensiplerdir.

Alt Çene Ameliyatı Kimlere Yapılır, Nasıl Yapılır?

Alt çenenin üst çeneye göre önde veya arkada oluşu cerrahi çözüm gerektiren bir sorundur. Ortodontik tedavilerle çözülemeyecek düzeyde bir sorun olduğunda, alt çenenin ilerletilmesi veya geriletilmesi işlemi yapılır. Bu işlem genellikle 18 yaşından sonra planlanabilir. Öncesinde bir ortodontik hazırlık gerekir ve işlem sonrasında da ortodontik planlama devam ettirilir.

Alt çenenin ileri veya geri olması genetic veya gelişimsel bir sorun olabileceği gibi travmalardan sonra da görülebilir. Sefalometrik analiz yapılarak sorunun düzeyi ortaya konur ve çözüm yolları incelenir. Cerrahi teknikler oldukça ilerlemiş durumdadır ve istenilen miktarda değişiklikler sağlanarak kemik sabitlenebilir.

İlgili konu: Üst Çene Ameliyatları Kimlere Yapılır?

Alt çene ameliyatlarına bazen çene ucu ameliyatları eklemek gerekebilir. Çene ucunun büyütülmesi, öne kaydırılması veya geriletilmesi için kombine işlemler yapılabilir.

Alt çene ameliyatlarında insanın görüntüsü kadar hatta daha önemlisi dişlerin kapanımının iyi bir çiğneme yapılmasına izin verecek düzeyde hizalanması hedeflenir. Bu nedenle, alt çene ameliyatları plastik cerrah ve ortodontist işbirliği gerektirir.

Boyun ve Sırt Ağrıları Meme Küçültme Ameliyatı ile Çözülür mü?

Son yıllarda boyun ve sırt ağrıları ile ortopedi veya fizik tedavi hekimlerine başvuran hastalara memelerinin iriliğinin şikayetlerinin nedeni olabileceği söylenerek meme küçültme ameliyatı için plastik cerrahlara yönlendirildiklerini görüyoruz. Boyun ve sırt ağrılarının birçok nedeni arasında artık meme iriliği de yer almaktadır.

Memenin iriliği duruş bozuklukları, omuzlarda sütyen askısının izinin oluşması, sırt ve boyun ağrıları ve meme altında pişik gibi birçok soruna yol açabilir. Bu nedenle, artık meme iriliği sadece estetik bir sorun değil, fonksiyonel bir sorun olarak adlandırılır. Ameliyatla meme küçültüldükten sonra boyun ve sırt ağrılarında azalma, giyim kuşam ve hareketlerde rahatlık görülür. Meme altında kaşıntı ve kızarıklıklar azalır.

İlgili konu: Göğüs Küçültme Ameliyatı ile Vücutta Yaşanan Değişimler

Meme vücuttan öne doğru çıkıntılı bir organ olduğu için irileştiği zaman vücudun ağırlık dengesini bozar. Duruş bozukluğuna yol açar. Özellikle gençlerde, memenin iriliğini gizlemek için öne doğru omuzları düşürerek pozisyon almak doğal olmayan bir pozisyondur ve sırt, boyuna yük bindirir.

Meme küçültme ameliyatları memenin estetik görünümü kadar, kişinin rahat hareket etmesini ve dengesini sağlayan ameliyatlar olarak fonksiyonel ameliyatlar gurubunda yer alırlar.

Yüz Gençleştirmede Dolgu Uygulamaları ve İğneyle Gelen Güzellik

Yüz gençleştirme için yapılan ameliyatların değeri ve sağladıkları tartışılamayacak kadar belirgin ve üstündür. Ancak, bu uygulamalar genellikle radikal değişiklere yol açar ve bazen uzun iyileşme süreleri gerektirirler.

Başlangıçta sadece yanak çizgisinin azaltılmasında kullanılan Hyalunorik asit dolguları, uygulamaların giderek gelişmesi ile elimizde bir ameliyatsız estetik tekniğine dönüştü. Biz bunu iğneyle gelen güzellik olarak adlandırıyoruz.

İlgili konu: Elmacık Kemiği Dolgusunun Etkisi Ne Zaman Geçer?

Enjeksiyon için en sık kullanılan dolgu maddesi Hyalunorik asit. Dünyada 20 milyonun üzerinde kullanıldığı biliniyor ve güvenli, yan etkileri oldukça az olan bir dolgu maddesi. Vücudun doğal yapısı içinde bulunuyor.

Uygulama yerleri için sınırsız terimi kullanılabilir. Şakak boşluğunun doldurulması ve çenenin şekillendirilmesinde bile kullanmak mümkün.

İğneyle gelen güzellik, plastik cerrahların önemli uygulamalarından biri haline geldi ve ameliyatsız tekniklerin başında geliyor.