Beslenmeyle Demans ve Alzheimer Hastalığı’ndan Korunmak Mümkün!

Son yıllarda teknolojiyle birlikte beslenme alanında gerçekleşen yenilikler Demans ve Alzheimer Hastalıkları’nın oluşmasını önlemek veya geciktirmekte bizlere umut veriyor. Beslenmenin beyin sağlığı açısından önemi hepimizin yıllardır bildiği bir gerçek. Yaşam boyu yeterli derecede yapılan fiziksel ve zihinsel aktiviteye eşlik eden sağlıklı beslenme Demans ve Alzheimer gibi Geriatrik Nörolojik Hastalıklar’ın oluşmasında koruyucu bir etki gösteriyor.

Bunun yanında sağlıklı beslenme, gençlik ve orta yaşlılık döneminde; tansiyon, kalp hastalıkları, yüksek kolesterol, diyabet, oksidatif stress, obezite gibi bu hastalıkların oluşmasına sebep olabilecek birçok risk faktörünü de aza indirgemiş oluyor.

İlgili konu: Yağ Aldırma Ameliyatı (Liposuction) Hakkında

Beslenme ve Demans, Alzheimer ilişkisini anlamak için besinlerin; tek tek birbirinden izole bir şekilde irdelenmesinin yerine, kişilerin beslenmelerinde olduğu gibi bir bütün olarak, diğer besinlerle olan ilişkileriyle birlikte değerlendirilmesi gereklidir. Bu prensiple beslenme ve Demans, Alzheimer ilişkisine bakıldığında; kişinin ihtiyaçlarına göre düzenlenen bir beslenme planında yeterli miktarda antioksidan, vitamin, metaller, MUFA ve PUFA yağ asitleri, balık, meyve ve sebze, kahve, çay, özellikle kırmızı şarap olmak üzere az miktarda kullanılan alkol yer almalıyken, doymuş ve trans yağ asitleri ve tam yağlı süt ürünleri olabildiğince az bulunmalıdır (1).

Tekrar vurgulamak gerekirse meyve, sebze, balık, kuruyemiş, kurubaklagil ve tam tahıllı besinleri; kırmızı et, tam yağlı süt ve süt ürünleri, tatlandırıcı ve işlenmiş şeker içeren besinlere oranla, yüksek miktarda barındıran beslenme planları Demans ve Alzheimer riskini azaltır. Buna ilaveten Hint ve Japon beslenme şekilleri, hipertansiyonu durdurmak için uygulanan beslenme yaklaşımları (DASH) ve Akdeniz Tipi Beslenme sizleri Demans ve Alzheimer’dan korumakla kalmayıp, sizlerin sağlıklı bir yaşam sürmenize de katkıda bulunmaktadır (2,3,4,5).

Gelelim supleman kullanımının Demans ve Alzheimer üzerindeki etkilerine… Araştırmalar herhangi bir besin takviyesi almadan önce; plazma antioksidan, vitamin ve mineral düzeyleri kontrol edilmesi gerektigini ve bunun takibinde yetersiz olduğu saptanan durumlarda supleman takviyesine başvurulması gerektiğini göstermektedir (6).

1.Eskelinen Marjo H. et al., “Midlife Healthy-Diet Index and Late-Life Dementia and Alzheimer’s Disease”, Extra Dementia and Geriatric Cognitive Disorders, Dement Geriatr Cogn Disord Extra 2011;1:103–112

2.Ganguli M, Chandra V, Kamboh MI, Johnston JM, Dodge HH, Thelma BK, Juyal RC, Pandav R, Belle S, DeKosky ST. Apolipoprotein E polymorphism and Alzheimer disease: The Indo-US Cross- National Dementia Study. Arch Neurol 2000;57:824–830. [PubMed: 10867779]

3.M. Ozawa, T. Ninomiya, T. Ohara et al., “Dietary patterns and risk of dementia in an elderly Japanese population: the Hisayama study,” The American Journal of Clinical Nutrition, vol. 97, no. 5, pp. 1076–1082, 2013.

4.Smith PJ, Blumenthal JA, Babyak MA, Craighead L, Welsh-Bohmer KA, Browndyke JN, et al. Effects of the Dietary Approaches to Stop Hypertension Diet, Exercise, and Caloric Restriction on Neurocognition in Overweight Adults With High Blood Pressure. Hypertension. 2010; 55(6): 1331–1338. [PubMed: 20305128]

5.Scarmeas N, Stern Y, Tang MX, Mayeux R, Luchsinger JA. Mediterranean diet and risk for Alzheimer’s disease. Ann Neurol. 2006;59(6):912- 921.

6.McNeill G, Avenell A, Campbell MK, et al. Effect of multivitamin and multi- mineral supplementation on cognitive function in men and women aged 65 years and over: A randomized controlled trial. Nutr J 2007;6:10

Duyuru – Diyetisyen Gözde Kavak Aramıza Katıldı

Değerli Dostlarımız,

2015 yılında size bir sürprizimiz var. Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi alanında sizlere uzun yıllardır en üst düzeyde hizmet vermeye çalışıyoruz. Şimdi de, sağlıklı ve güzel bir yaşam için çok gerekli olduğunu düşündüğümüz sağlıklı beslenme konusunda aramıza genç ve enerjik bir arkadaşımız katıldı.

Özgeçmişini sizinle paylaştığımız Diyetisyen Gözde Kavak yeni yılda, sağlıklı yaşam ve beslenme konusunda hepimize destek vermeye hazır.

1990 yılının çok sıcak geçen bir Temmuz’unun 25’inde Peribacaları’nda dünyaya geldi. Ailesi üçüncü ve son çocuklarına Gözde ismini vererek onun hayata bakışını doğduğu anda belirlemiş oldu: “Ne yaparsan en iyisini yap.”. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarını Çanakkale’de resim yaparak, basketbol oynayarak ve gitar çalıp şarkı söyleyerek geçirirken Gazi İlköğretim Okulu’nu okul birinciliğiyle bitirdi. Takibinde, FMV Özel Işık Lisesi’ni yüzde yüz bursla kazanarak o zamanki hayallerinin en büyüğü olan İstanbul’da yaşamaya başladı. Zamanını Fizik Olmpiyatları’na hazırlanarak, yağlı boya tablolar yaparak ve kurduğu müzik
grubuyla konserlere katılarak değerlendirirken, 2007 yılında lise eğitiminin bir yılını, AFS-YES
öğrenci değişim programıyla (yine tam burslu olarak) ABD,Portland,Oregon’da tamamladı. Hayatına farklı deneyimler kazandıran bu macera, on kilo fazlalıkla İstanbul’a dönen Gözde’ye, sağlıklı beslenmenin önemini de öğreterek onu çok sevdiği mesleğine yönlendirdi. 2010 yılında TC Yeditepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nde (yarı bursla) okumaya başladı. Üniversite öğrenciliği süresince farklı alanlarda yarı zamanlı iş tecrübeleri edindi.

Amerika’daki değişim senesinden sonra farklı kültürlere, farklı ülkelere, farklı yaşayışları incelemeye olan büyük ilgisi, onu 2012 yılında (tam burslu) Erasmus programıyla bir dönemliğine Almanya’nın Hamburg şehrine HAW Üniversitesi’ne okumaya götürdü. 2013 yazında da, yine Hamburg’da DEZ-Diyet ve Beslenme Merkezi’nde 3 aylık (tam burslu) Erasmus Staj Programı’nı tamamladı, sonrasında da birçok kamu ve özel sağlık kuruluşunda uzun dönem stajlar yaptı. 2014 yılında “Alzheimer ve Demans Hastalığı’nda Beslenme” konulu tezini hazırlayarak Yeditepe Üniversitesi’nden “Diyetisyen” ünvanıyla, onur derecesi alarak mezun oldu. Mezuniyetinden hemen sonra duyusal lüks kavramını Turkiye’ye getiren Raffles Otel’in açılış ekibinde yer aldı. Bir süre Yaşasın Hayat ve B-Fit ortak projesinde diyetisyen olarak çalıştıktan sonra Prof. Dr. İsmail Kuran’ın Kliniği’nde danışanlarıyla buluşarak onların hayallerine, yaşamlarına dokunmakta.

Katıldığı Eğitim ve Sertifika Programları:

2014 Temmuz – Ağustos: Raffles Otel, Turizm Otelcilik Eğitimi tamamlama diploması.
2014 Mart: Çocukluk ve Ergenlik Döneminde Tip 1 Diyabette Beslenme ve Karbonhidrat Sayımı, Medipol Üniversitesi
2014 Şubat: Spor Diyetisyeni Kursu, Sporcu Performansında Beslenmenin Rolü, Acibadem Üniversitesi
2013 Kasım: Çocuk Hastalıklarında Beslenme Sempozyumu, Ankara
2013 Haziran – Eylül: DEZ-Diyet ve Beslenme Merkezi Staj Sertifikası, Hamburg, Almanya
2013 Mayıs: Çocukluk ve Ergenlik Döneminde Beslenme, Medipol Üniversitesi
2011 Mart: YES Programıyla Eğitmen Eğitimi, Washington DC, USA
2011 Ocak: Çocukta; Oyun, Öğrenme ve Yaratıcılık
2009: Robert Koleji, Modern Birleşmiş Milletler
2008 Mayıs: PAX (AFS) – Değişim Programı, Portland, Oregon, USA
2008 Mayıs: Oregon Trail – Öğrenci Liderlik Programı, Oregon, USA
2008 Şubat: Genel Eğitim Gelişimi (Amerikan Açık Lise Diploması), Portland, Oregon, USA
2008 Ocak: Mükemmelliyet Ödülü (dönem notu 4 üyerinden 4), Portland, Oregon, USA
2003 Kasım: Lions Kulubü Uluslararası Başarı Ödülü
2000 – 2001: Monami Sanat Yarışması Başarı Ödülü

Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Ameliyatlar Kaç Yaşından Sonra Yapılmalıdır?

Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi alanına giren çok geniş spektrumda ameliyatlar için ideal ameliyat yaşları söz konusudur.

Dudak yarıkları için estetik 2-3 aylıkken, damak yarıkları 1 yaş civarında onarılır. Doğumsal el anomalileri için 1-1,5 yaşları ideal yıllardır.

Kepçe kulak anomalisinde, genellikle kulağın erişkin boyutuna ulaştığı 6 yaşta onarım hedeflenir. Çocuklardaki göz kapağı ve diğer yüz anomalilerinin de erken düzeltilmesi hedeflenir.

Pür estetik ameliyat sayılabilecek meme ameliyatı, burun estetiği, liposuction gibi ameliyatlarda genellikle, kişinin özgür ve olgun düşünceyle karar verebileceği yaşlar beklenir ve bu genellikle 18 yaştır.

Bazen, burun deformitelerine ileri derecede solunum problemi eklenmişse, daha erken yaşlarda da burun ameliyatları yapılabilir. Kız çocuklarında burun kemiğinin gelişimi erkek çocuklarına göre daha erken tamamlandığı için burun estetiğinde bir diğer kural, kız çocuklarında 16, erkek çocuklarında 18 yaşı beklemektir.

Memeye implant konulması, bir anlamda uzun yıllar memede bir yabancı cisimle yaşanmasına ait bir karar olduğu için 18 yaşından sonra uygulamayı yapmak gerekir.

Yüzde yaşlanma bulguları bölgeden bölgeye değişir. İlk değişiklikler, göz çevresindedir ve 30’lu yaşlardan sonra göz çevresi estetiği botox, dolgu veya cerrahilerle başlayabilir.

Alt yüz ve boyun için ilk uygulamalar genellikle cerrahi olmayan, thermage, fraksiyone laser gibi uygulamalardır, bunu daha sonra cerrahi girişimler izleyebilir.

Vücut şekillendirme ameliyatları 20’li yaşlarda liposuction’lar ile başlar, 30-40’lı yaşlarda meme ve karın ameliyatları eklenebilir. Özellikle son yıllarda şişmanlik-obezite için yapılan zayıflatma ameliyatları sonrası çok kilo verenlerin sayısı iyice artmış ve bunlarda yapılan vücut şekillendirme ameliyatları çok çeşitlenmiştir.

Boyun Germe Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Boyun bölgesindeki yaşlanma, deride gevşeme ve sarkma, bazen çene altında yağ depolanması, zaman zaman bazı kişilerde, boyun kaslarında oluşan ve kızgınlık anında belirgin görünen kas bantları ile kendini belli eder.

Boyun bölgesindeki yaşlanma bulguları kamufle edilmesi zor bulgulardır. Yakalı giysiler, fularlar ile kısmen örtmek mümkün olsa da özellikle yaz aylarında bu giderek zorlaşır.

Boyun bölgesinin gençleştirilmesi için ameliyatsız yöntemler thermage ve ulthera gibi sınırlı da olsa germe sağlayan teknolojilerdir. Uygulanması kolay, günlük hayatı etkilemeyen bu uygulamalar ameliyat için zaman kazandırabilir.

Ameliyata karar verildiği zaman, öncelikle deri, deri altı yağ dokusu, kaslar, tükrük bezi ve kemik yapı incelenerek bir ameliyat planı yapılır. Genellikle, kulak önü ve kulak arkasındaki kıvrımlara yerleştirilen kesiler ile ameliyat gerçekleştirilir. Fazla deri çıkarılır, deri altındaki yağ şekillendirilir, yağ altındaki boyun kası ve bağ dokusu gerilir ve şekillendirilir. Gerekiyorsa, çene ucu ve kenarlarını belirginleştirmek için yağ enjeksiyonları veya implantlar kullanılır.

Gerekliyse, çene altından bir kesi yapılarak ortadaki yağ tabakası inceltilebilir, ayrışmış kaslar ortada birleştirilir ve fazla deri alınabilir.

Boyun estetiği ameliyatının genişliğine göre ameliyat sonrası ödem ve iyileşme süreci değişkenlik gösterir. Boyun ameliyatları yaşlanma sürecindeki belirtileri azaltmada son derece etkilidir. Sonuçlar genellikle net ve belirgindir.

Vajina Daraltmak İçin Estetik Operasyon Tek Çözüm müdür?

Özellikle doğum travması sonrası vajinada genişleme ve kasılma fonksiyonunda kayıplar, cinsel ilişki sırasında kadının hem kendisini hem de eşini olumsuz etkileyebilir.

Bu nedenle, doğum sırasında veya başka nedenlerle vajinanın genişlemiş olması durumunda vajinayı daraltan cerrahi girişimler sıkça uygulanır. İşlem, vajinada bütünlüğü bozulmuş kas yapılarının onarılması ve vajina girişinin daraltılmasına dönük bir cerrahi işlemdir. Hızlı ve pratik bu işlem şüphesiz cerrahi bir işlemdir ve her cerrahi işlemde olduğu gibi bir iyileşme süresi gerektirir.

İlgili konu: Vajina Estetiği Sonrası Normal Doğum mu Sezaryen mi?

Son yıllarda, her alanda olduğu gibi bu alanda da teknoloji, cerrahinin karşısına bazı alternatifler çıkarmaktadır. Bunların başında lazer teknolojileri gelir. Özel probları ile vajina içine sokularak uygulanan lazer tedavisi, vajinanın sıkılaşmasına yol açan bir uygulamadır.

Uygulanmadan önce, jinekolojik bir sorun, vajina içinde bir enfeksiyon olmadığından emin olunmalıdır. Uygulama, ofis içinde uygulabilecek basit bir uygulamadır. İyileşme süreci hızlıdır.

Lazer teknolojileri ile vajina sıkılaştırma, vajinanın anatomisini bozmuş büyük yırtıklarda yarar sağlamaz. Bu durumda, cerrahi seçenek tereddütsüz tercih edilmelidir.

Doğumdan Sonra Karın Germe Ameliyatı Yaptırmak

Doğum anne için yavrusuna kavuştuğu bir mucize olmasının yanısıra vücudu için de çok büyük bir travmadır. 9 ay boyunca, kilosu artar, karnı büyür, leğen kemiği açısını değiştirir ve bütün bu süreç muhteşem bir doğa olayına anneyi hazırlar.

Doğum gerçekleşir, anne yavrusuna kavuşur, vücut bir yandan çocuğu beslemeye dönük bir emzirme fonksiyonuna hazırlanırken bir yandan da doğum sonrası karın ve pelvisin kendini toparlama süreci başlar.

Birçok kişide, özellikle ilk doğumdan sonra, kilo kontrolü ve sporla vücut bir çok açıdan kendini onarır ve önemli bir bulgu kalmayabilir. Buna karşın çoklu gebelikler, aşırı alınmış ve verilemeyen kilolar, karın duvarında yırtık ve çatlaklar anneyi rahatsız edebilir ve daha iyi bir vücuda kavuşmak için bir arayışa itebilir.

İlgili konu: Karın Germe Ameliyatı Sonrası Doğum Yapılabilir mi?

Genel kabul, doğumdan sonra öncelikle fazla kiloların verilmesi, emzirme sürecinin sonlanmasının beklenmesi ve spor yapılarak kasların güçlendirilmesidir. Bunu takibeden adım ise, karındaki fazla yağ ve derinin alınması, gerekiyorsa karın kaslarının orta hatta yaklaştırılarak orjinal haline kavuşturulmasıdır. Bu işlem standart değildir, herkesin sorununa göre planlanması gereken detayları vardır.

Optimum gerginliğin sağlanması iyileşme sürecinin sorunsuz geçmesine yardımcı olur. Ameliyatlar genel anestezi gerektirir, ayrıca hastanede birkaç geceleme planlanır. Uzun sureli korse kullanımı ve ağır sporlardan birkaç ay kaçınılması sürecin birer parçasıdır.

Burun Eti Kaynaklı Nefes Alma Zorluğu Nasıl Giderilir?

Burun estetiği için muayene ettiğimiz hastalarda, burun etinin iri oluşuna rastlamak nadir bir durum değildir. Burada şaşırtıcı olan konu, her burun eti büyüklüğünün solunum zorluğuna yol açmamasıdır. Çok iri burun etleri olmasına ragmen nefes almakla ilgili şikayetleri olmayan hastaları izah etmek, küçük burun etlerine rağmen zor nefes alanları izah etmek kadar zordur.

Eski yıllarda, nefesi rahatlamak için tamamen çıkarılan burun etlerinin yol açtığı sorunlarla günümüzün koruyucu anlayışı taban tabana zıttır. Neredeyse bir otoban gibi açık burun kanalları yaratan burun eti çıkarılması işlemlerinin yol açtığı onarılamayan nefes zorluklarından elde edilen tecrübe, aslında burundan geçen havayı ısıtan, nemlendiren ve mikroplarından arındıran burun etlerinin fonksiyonlarının korunarak tedavi edilmelerinin şart olduğunu bize göstermiştir.

İlgili konu: Nefes Alırken Zorluk Yaşayanlar İçin Estetik Burun Ameliyatı

Burun etlerinin iriliğinin tedavisi öncelikle ilaçlar ve bazı önlemler yoluyla olur. Alerjik etkenlerden kaçınmak, burun etlerinin küçültülmesine yol açan ilaç kullanımları çoğu zaman fayda sağlar. Başarılı olunmadığı zaman, radyofrekans ve lazer uygulamaları ile etlerin küçültülmesi düşünülebilir.

Etlerin yüzeyine zarar vermeden, içlerindeki hacmin azaltılması için kullanılan shaver gibi yontma işlemleri veya etin pozisyonunu kontrol eden kemiğin kırılarak dışa doğru açılandırılması gibi teknikler arasında en doğrusu muayene neticesinde karar verilecek hususlardır.

Göz Altı Torbaları İçin Estetik Ameliyat

Göz altı torbaları bizi yorgun ve yaşlı gösterir, uykusuz olup olmadığımızla ilgili sorularla başbaşa bırakır. Göz altı torbaları bazen çok erken yaşlarda bile görülebilir ve bu durum genellikle genetik nedenlerledir.

Yüzün anatomisinde, özellikle üst çenenin pozisyonu göz altını etkiler. Bazı kişilerde, üst çene geridedir, göz ve çevresindeki yapıları öne doğru çıkık gösterir (Tıp dilinde buna negative vector adı verilir.) Böylesine bir anatomic yapıya sahip kişilerde göz altı torbalarının alınması, batık göz olarak adlandırdığımız olumsuz bir sonuç yaratır. Yapılması gereken, göz ve çevresindeki yapıları destekleyecek şekilde, göz altı kenarının dolgunlaştırılmasıdır.

İlgili konu: Göz Altı Morluğu Estetik Ameliyat ile Nasıl Tedavi Edilir?

Alt göz kapağı estetiği, estetik cerrahinin en hassas girişimlerinden biridir. Bunun başlıca nedeni, alt göz kapağının çok ince ve ayrıntılı bir anatomiye sahip olmasıdır. Bu yapılar, zengin damarsal yapıları ile kolay şişebilen ve kanayabilen yapılardır. Hem büyütmeli gözlükler kullanarak hem de bu yapılara çok dikkat ederek ameliyatlar yapmamıza ragmen alt kapakta iyileşme uzun surer .

Göz torbalarının kapak içinden yapılan bir kesi ile alınması yöntemi sıkça uyguladığımız ve kapak kasının korunmasını sağlayan bir yöntemdir. Bu yöntem iyileşme sürecini hızlandıran manevralardan biridir.

Alt göz kapağı ameliyatlarında , torbanın alınması, derinin gerginleştirilmesi ve gerekirse etrafındaki dokuların dolgunlaştırılması gibi farklı kombinasyonlar kullanılabilir.

Meme Onarımı İçin Temel Noktalar

Meme kanseri, yaklaşık her 7 kadından birini etkileyen, günümüzün en önemli hastalıklarından biridir. Erken tanının kolaylaşması, meme kanseri konusundaki farkındalığın artması, düzenli meme kontrollerinin yapılması ile birlikte meme kanseri, kadın sağlığının en önemli konusu olarak gündeme oturmuştur.

Meme, kadın doğurganlığının, cinselliğinin ve beden tamlığının önemli simgelerindendir. Memenin kanser nedeniyle alınmasını takiben, memenin yeniden onarılması Plastik Cerrahi teknikleri ile mümkündür. Bu konuda, ilk bilgilendirmeyi meme kanseri tedavisini üstlenen Genel Cerrah, Onkolog yapmalıdır.

İlgili konu: Meme Ameliyatında Kullanılan Silikon, Kanser Yapar mı?

Günümüzde, yazılı ve görsel medya, sosyal paylaşım siteleri ile bilgiye ulaşmak kolaylaşmıştır. Memenin onarımı ile ilgili bilgileri bu kaynaklardan elde etmek ve tedaviyi üstlenen doktordan istemek yerinde olacaktır.

Unutulmaması gereken konu; her tıp alanında olduğu gibi meme onarımı alanında da, farklı teknikler arasında en doğru seçimi Plastik Cerrahlar yapar. Doğrudan veya geç onarım, tek veya 2 evreli teknikler, implant veya kendi dokusundan onarımlar arasında, kişinin durumu, tedavi sürecinde kemoterapi veya radyoterapi görüp görmeyeceğine göre doğru kararlar verilir.

Meme onarımında, genellikle ana ameliyatı takiben ilave müdahaleler gerekir. Bunlar, meme ucunun gerekiyorsa onarımı, deriyi daha sağlıklı hale getirmek için yağ enjeksiyonları, asimetrilerin giderilmesi için düzeltici işlemlerden oluşur ve daha iyi bir sonuç alınmasını sağlarlar.

Güneş Işınları ile Tenimizi Güzelleştiriyoruz Ama Ne Pahasına?

Yazın habercilerinin başında yanık tenlerimizle parıldayan mutlu gülüşlerimiz gelir. Havalar ısındığında güneşi yakalamak için fırsatlar kaçırılmaz, tatil planları güneşe kavuşmak için yapılır.

Dünyamız ve yaşamımız için vazgeçilmez olan güneş bizi ısıtır ve tenimiz koyulaştırırken, kemiklerimizi güçlendirirken ne denli masumdur. Bu sorunu cevabını vermek için, son yıllarda deri kanserlerinin 10 kat arttığını bilmek yeterlidir.

İlgili konu: Güneşlenirken Cilt ve Deri Hastalıklarından Korunmak İçin Ne Yapmalı?

Deri kanserlerinde, güneşin sorumluluğu tartışılmamaktadır artık. Ozon tabakasındaki incelme, güneşin zararlı ışınlarının filtrelenmesini engelleyerek derimizde oluşan hasarı arttırmakta ve yatkınlığı olanlarda deri kanserlerinin sayısını arttırmaktadır.

Koruyucu kremlerin faktörleri kadar etki süreleri de bilinmelidir. Kısa süre etkili olan bir kremin gün içinde tekrar sürülmesinde fayda vardır. Şapka kullanımı ve kıyafet seçiminde de özenli olmak gerekir. Güneş ışınlarını absorbe eden koyu renkli ışınlardan kaçınılmalıdır.

Güneş iyi bir dosttur aslında. Ama dostumuzun düşmanımız olmaması için ona yakınlığımızı sınırlamamız gerekir.