Her İki Eline Nakil Yapılan Çocuk Spor Yapmaya Başladı

Plastik cerrahların yetişmeleri sırasında yoğun olarak rekonstrüktif cerrahi ile uğraştıkları kamuoyunda pek iyi bilinmez. Deri nakillerinden, doğumsal anomalilerin onarılmasına ve vücudun çeşitli yerlerinde mikrocerrahi uygulamalarına kadar çok geniş bir alanda ameliyatlar plastik cerrahlar tarafından yapılır.

Son yıllarda, gelecekte daha yaygınlaşması beklenen el, yüz nakilleri gibi ameliyatlar daha çok duyulur ve uygulanır oldu. Peş peşe yapılan ameliyatlardan sonra, şimdi daha çok bekleme döneminde olduğumuzu söyleyebiliriz.

İlgili konu: Deri Tümörleri ve Plastik Cerrahi ile Tedavileri

Bu konudaki en büyük sıkıntı, bu tür doku nakli yapılanlarda standart bir seyir olmaması, bazen bağışıklık sisteminden kaynaklanan doku reddi durumunun ortaya çıkması ya da enfeksiyonlar gibi nedenlerle oluşan sorunlardır. Bunlar ve bazı teknik nedenlerle yüz ve kol nakilleri sınırlı sayıda uygulanmaktadır.

Fotoğrafta görülen çocuk 9 yaşında, her iki el nakli yapılan Amerikalı Zion Harvey’e ait. Zion’a iki el nakli yapılmasını takiben tam 1 yıl sonra topla atış yaparken çekilen bu resim, saatlerce süren operasyon çabasının ve bir yılı bulan rehabilitasyon sürecinin değerini ortaya koymaktadır. Bu tür nakiller olmasa iki eli olmadan insanların yaşayabilecekleri zorlukları tahmin etmek zor olmasa gerek.

Burun Etindeki Şişlik Nasıl Giderilir?

Burun eti solunum açısından çok önemlidir. Solunum sırasında, burundan geçen havayı ısıtır, nemlendirir, tozlarından arındırır . Tam bir filtre görevi görür. Burun fonksiyonları açısından bu kadar yararlı olan burun etleri, çeşitli nedenlerle aşırı büyüyecek olursa hava geçişini azaltarak solunum zorluğuna yol açabilirler.

Burun etlerini büyüten nedenler alerjik, enfeksiyon vb olabilir. Bazen burun içindeki kıkırdağın eğriliği bir tarafı daraltırken, genişleyen alanı o tarafın burun eti doldurabilir.

İlgili konu: Burun Ameliyatlarında Morluk Önlenebilir mi?

Burun etindeki şişliklerin tedavisinde öncelikle ilaç tedavileri kullanılır. Düşük doz kortizon içeren spreyler, antihistaminik tedavileri düzenli kullanıldığında sorunu azaltabilirler.

İlaç tedavisinin yetersiz kaldığı durumlarda lazer veya radyofrekans ile burun etlerinin küçültülmesi gündeme gelir. Basit girişim sayılabilecek bu uygulamalarda, amaç burun etinin ısı ile büzüştürülmesi ve hava pasajının açılmasıdır. Bu uygulamalar etkilidir, ancak zaman zaman tekrar edilmeleri gerekebilir.

Bir sonraki aşama; burun etinin veya içindeki kemiğin cerrahi olarak küçültülmesidir. Anestezi altında ve biraz daha agresif olan bu uygulamaların etkinliği gösterilmiştir.

Eskiden burun etinin tam olarak çıkarıldığı cerrahi uygulamalardan sonra, hava yolu tamamen açık olmasına karşın kişinin nefes alıp alamadığını algılayamaması ile karakterize ve son derece rahatsız edici solunum zorlukları başlamış ve çözümü pek mümkün olmayan bu komplikasyon nedeniyle bu uygulamadan kaçınılmıştır.

Burun Ameliyatı Sonrası İz Kalır mı?

Burun ameliyatlarında, temel özellik, burunun kıkırdak ve kemik yapısında yapılacak değişikliklerle burnun şeklini estetik açıdan iyileştirmek ve aynı zamanda fonksiyonlarını korumak ve geliştirmektir. Bu işlemleri yaparken kıkırdak ve kemiklere ulaşmak için yapılan kesiler tümüyle burun içinden yapılabilir. Kapalı teknik olarak adlandırdığımız bu teknikte, kesi vardır ama burun içindedir. Alternatif olarak burnun kolumella olarak adlandırdığımız, her iki burun deliğini ayıran orta direğinde 2-3 mmlik bir kesi yapılırsa işlem, açık teknik olarak adlandırılır. Açık teknikte de burun içinde kesiler yapılır, ancak kolumelladaki kesi dışardan, özellikle de baş havaya kaldırıldığında alttan görülebilecek bir pembelik yaratır.

Zaman geçtikçe, açık teknikte, kolumellada oluşan kızarık iz giderek solar. 6. ay ile 1. yıl civarında oldukça soluk ve pek fark edilmeyecek düzeye gelir. Kesi düzgün planlanmışsa, iyileşme sürecinin sonunda rahatsızlık vermeyecek düzeydedir.

İlgili konu: Ameliyatsız Burun Estetiği

Kapalı ve görünür iz bırakmayan ve kapalı olarak adlandırılan teknik, rinoplasti ameliyatlarının ilk bulunduğu yıllardan beri uygulanan tekniktir. Açık teknik ise 1980’lerden sonra, özellikle burun ucu anatomisinin ayrıntıları ortaya çıkınca daha rafine işlemler yapabilmek için geliştirilmiştir. Açık teknik ile öğrenilen bazı uygulamalar ise zamanla, kapalı tekniklere adapte edilmiş ve kolumella kesilmeden de yapılabilir hale gelmiştir.

Günümüzde, açık veya kapalı teknikle çok iyi sonuçlar almak ve rahatsız edici bir iz yaratmadan ameliyatı gerçekleştirmek mümkündür.

Deri Tümörleri ve Plastik Cerrahi ile Tedavileri

Ülkemiz çok güneş alan bir bölgede yer almakta. Güneş ise rüzgarla birlikte deri tümörlerinin birçoğunda en önemli etken. Bu nedenle ozon tabakasındaki incelmenin de etkisi ile deri kanserlerine her yıl daha çok rastlıyoruz.

Deri tümörleri ciddiyetlerine göre Basal hücreli Karsinom, Yassı Epitel Hücreli Karsinom ve Malign Melanom olarak sınıflandırılabilir. Basal Hücreli Karsinom en sık görülen ancak en hafif deri kanseri formudur. Vücudun başka yerine yayılma potansiyeli taşımayan (büyük oranda) bu kanserler bulunduğu yerde büyüyerek doku tahribine yol açabilir. Basal Hücreli Karsinom çevresinde birkaç mm’lik sağlıklı deri ilave ederek çıkarılabilirse tedavi tamamlanmış olur.

İlgili konu: Güneşlenirken Cilt ve Deri Hastalıklarından Korunmak İçin Ne Yapmalı?

Yassı epitel hücreli karsinomlar, basal hücreli karsinomlar kadar masum değildir. Daha geniş bir cerrahi işlem gerektirirler. Çıkarılmaları sırasında sağlıklı deriden 0,5-1 cm kadar doku alınması gerekir. Vücudun başka yerlerine yayılma ihtimalleri vardır. Bu nedenle, bölgeyi drene eden lenf bezlerinin incelenmesi gerekir. Özellikle, büyük lezyonlarda lenf bezi tutulumu daha çok beklenir. Lenf bezi tutulumu varsa, lenf bezlerinin temizlenmesi, gerekirse kemoterapi, radyoterapi uygulanması söz konusu olabilir.

Deri tümörleri içinde en çok korkulanı Malign Melanomdur. Ben kanseri olarak da adlandırılan Melanomlar erken tedavi edilirlerse sonuçlar iyidir. Geç dönemde hızlı yayılırlar.

Deri tümörlerinin tedavisinde plastik cerrahi teknikleri, doku kaydırma, ilerletme, deri nakli veya uzak bir bölgeden doku taşınmasına izin veren serbest flep uygulamaları kullanılabilir. Tümörün yeri, büyüklüğü ve özellikleri hangi tekniğin kullanılabileceği konusunda belirleyicidir.

Liposuction Ameliyatı Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?

Liposuction çok genel bir tabir; çene altına yapılan basit bir yağ alma işlemi de, neredeyse tüm vücuda uygulanan yaygın bir işlem de aynı adla anılıyor. Şüphesiz bu iki işlem iyileşme süreci ve nelere dikkat edileceği konusunda birbirinden çok farklı işlemler.

Öncelikle tüm liposuctionlar için ortak noktalara bakalım; bölgenin erken dönemde bir travmaya uğramaması, korunması, aşırı sıcağa maruz bırakılmaması önemli. Bölgeye alınacak bir travma, şişliğin artmasına ve iyileşmenin uzamasına yol açabilir. Erken dönemde, ameliyat bölgesini dinlendirmek, soğuk uygulamaları yapmak, bölgeyi kavrayan bir giysi veya bandaj kullanmak fayda sağlar. Özellikle ilk 2 günü dinlenerek geçirmekte büyük yarar var. İlk 2 gün tüm ameliyatlar için inflamasyon dönemi dediğimiz hormonal ve metabolik açıdan karışık bir dönem. 3. gün ile birlikte vücutta dengeler oturmaya başlıyor ve ödem azalıyor.

İlgili konu: Liposuction’da En Fazla Ne Kadar Yağ Alınır?

Çok yaygın ve geniş alanlarda uygulanan ve büyük miktarlarda yağ alınan durumlarda, iyileşme sürecinin daha uzun ve daha zahmetli olacağını unutmamak gerekir. Litrelerce yağ alınan bir durumda, hem oluşan doku ödemi daha fazla olmakta, hem de bu ödemin dağılabilmesi için vücudun harcayacağı efor artmakta, dolayısıyla ödemin geçmesi için gereken zaman da artmaktadır.

Liposuction vücuttaki yağ dağılımının kontrolünde etkili ve çok yaygın bir cerrahi uygulamadır. Planlanan işlemin detaylarını, size özel iyileşme süreci bilgilerini öğrenerek ameliyata girilmesi, ameliyat sonrasında nelere dikkat edeceğinizin bilinmesi için şarttır.

Kimyasal Peeling Nedir, Nasıl Yapılır?

Peeling, kelime anlamı olarak “soyma” anlamına gelir. Bir meyvenin soyulması, bir kabuğun soyulması gibi. Estetik alanında ise “peeling”, özellikle yüzde yapılan soyma, tazeleme işlemine verilen bir isimdir.

Peeling yaparken lazer cihazları, mekanik soyma işlemleri kullanılabileceği gibi kimyasal ajanlar da kullanılabilir. Günümüzde, en sık kullanılan kimyasal maddeler glikolik asit içerir. Bunlar, daha güvenli, yüzeysel ve yumuşak bir soyma işlemi sağlar. Evde kullanılabilen formları daha az yoğunlukta, ofis işlemleri için hazırlanmış olanları ise daha yoğun konsantrasyonda glikolik asit içerir.

Uygulamadan önce, deri iyice temizlenir ve glikolik asit yüze bir maske gibi uygulanır. Daha sonra temizlik yapılır ve bakımı anlatılır. Genellikle, günlük hayatı pek etkilemez.

İlgili konu: Yüz Germe (Facelifting) Ameliyatını Kimler Yaptırmalı?

Daha derin peeling sağlayan, salisilik asit, kojik asiti hatta çok belirgin peeling yapan fenol da kimyasal peeling ajanı olarak kullanılabilirler. Bunlar, daha derin soyma işlemi yapabilmelerine karşın, renk koyulaşması, yara iyileşmesinde gecikmeye yol açabilmesi ve iyileşme sırasında günlük hayata olumsuz etkileri nedeniyle çok yaygınlaşmış yöntemler olamamıştır.

Kimyasal peeling işlemleri, yüzün gençleştirilmesi ve tazelenmesinde etkili ve aynı zamanda diğer yöntemler ile kombine edilebilen bir tekniktir. Hemen hemen her yaşta uygulanabilen bu teknik, belli aralıklarla tekrarlanabilir. Etkileri, ciltte tazelenme, renkte parlaklık ve canlılık, hafif gerginlik sağlamak şeklindedir.

Burunda Kemer Varsa Nasıl Bir Estetik Ameliyat Yapılır?

Burun sırtında kemer olarak adlandırılan çıkıntı belirgin olduğunda, başta genç kızlar olmak üzere bazı kişiler rahatsızlık yaşayabilir. Kemerin giderilmesi için plastik cerrahlara başvuranların sayısı oldukça fazladır. Zaman zaman sadece burun sırtındaki kemerin düzeltilmesi ve bunun dışında bir değişiklik istemediğini belirterek başvuran hastalarımız olabilmektedir. Genellikle, burun sırtı değiştiğinde burun ucu ile ilgili değişikler de planlamak gerekebilmektedir. Bunu muayeneyi takiben simulasyon çalışmaları ile en iyi şekilde anlatmak gerekir.

Burun sırtındaki kemer hem kıkırdak hem de kemikten oluşmuş bir yapıdır. Bazen kemik bölüm daha hakim, çoğu zaman kıkırdak bölüm daha belirgindir. Değişiklikler yapılırken, kemerin giderilmesi için planlamalar yapılır, ne ölçüde alınacağına karar verilir. Gerekirse burnun diğer komponentlerindeki planlamalar (varsa eğrilik, genişlik vs) gözden geçirilir.

İlgili konu: İdeal Burun Estetiği Nedir?

Son yıllarda, kemerin alınmasında hangi tekniklerin kullanılacağına ait tartışmalar yoğunlaşmıştır. Törpü, keski ve elektrikli, ultrasonik cihazlar ile yapılan farklı işlemler arasında, teknolojideki gelişmelere paralel olarak cerrahi enstrümanlardaki ilerlemelerin daha ince ve net işlemler yapılmasına izin verdiği söylenebilir.

Burun sırtındaki kemer, burnun görünümünde dikkati çeken bir bölgedir. Ameliyat sonrası en çok dikkat edilen alanlardan biridir. Çıkıntılı olması kadar aşırı çökük olması da istenmez. Kemer bölgesindeki değişikliklerin nasıl olması gerektiği, beklentilerinizin ne olduğu ameliyat öncesi dönemde ayrıntıları ile ele alınmalıdır.

Dudak Kanseri ve Plastik Cerrahi Yöntemleri ile Tedavisi

Güneş ve rüzgarın etkilerinin yoğun olduğu ülkemizde, denizle, toprakla yoğun uğraşan, gününün önemli bir bölümünü dış ortamda geçiren kişiler dudaklarında uzun süre iyileşmeyen ve giderek büyüyen kitleler veya yaralar fark ederlerse vakit geçirmeden bir plastik cerraha başvurmalıdırlar. Aksi ispat edilene kadar bu tür lezyonlarda dudak kanseri olasığını gözardı edemeyiz.

Dudak kanserleri daha çok alt dudakta görülür. Bir nödül şeklinde olabilecekleri gibi kabuklu bir yara şeklinde de olabilirler. Bazen kanayabilir veya sulanabilirler. Önemsenmediklerinde giderek büyüyebilir ve dudağın büyük bir bölümünü kaplayabilirler. Dudak kanserleri ne kadar küçük yakalanabilirse tedavileri hem daha sağlıklı olur, hem de çıkarılmaları ile oluşacak deformite daha sınırlı kalır.

İlgili konu: Dudak Tümörleri Neden ve Nasıl Oluşur, Tedavisi Nasıldır?

Dudak kanserinin temel tedavisi cerrahidir. Kanserli doku çevresinde sağlıklı bir doku da içerecek şekilde geniş olarak çıkarılır. Çıkarıldığı zaman en az deformiteye yol açacak ve fonksiyonel bir sorun yaratmayacak şekilde onarımı planlanır. Plastik cerrahi teknikleri arasında doku kaydırma, ilerletme hatta gerekirse uzak bir noktadan dudak bölgesine doku taşıma şeklinde çok sayıda onarım tekniğinden en uygunu seçilir.

Kanser ne kadar genişse cerrahi tedavinin oluşturacağı deformite aynı oranda artar. Ayrıca; kanser, dudak köşelerine yakınsa oluşturacağı deformite de daha belirgin olabilir. Dudak kanserinin cerrahi tedavisinde ağzın küçülmesi söz konusu olabilir. Bazı durumlarda, ameliyattan 3-6 ay sonra küçülen dudağı genişletmek ve gerekirse estetik açıdan daha iyi bir sonuç almak için ikincil ameliyatlar planlanabilir.

Meme Büyütme Ameliyatı Sonrasında İz Kalır mı?

Başka bir işlem yapılmadan, örneğin meme dikleştirme, askılama gibi bir işlem olmadan sadece meme büyütme amacıyla yapılan meme ameliyatlarında olabilecek en az izle ameliyatı tamamlamak gerekir. İzole meme büyütme ameliyatı ağırlıklı olarak bir estetik ameliyattır ve dikkati çeken bir iz bu ameliyatın bir parçası olmamalıdır.

Meme büyütme ameliyatlarında meme protezinin yerleştirilmesi için 3 temel giriş noktası vardır. Meme altı kıvrımı, meme ucu halkasının kenarı veya koltuk altında yapılan kesiler ile cep hazırlanıp meme protezi yerleştirilebilir. Meme dokusunna dokunulmadan ameliyatın yapılabilmesi ve protezin doğru açı ve planda yerleştirilebilmesine olanak sağlaması nedeniyle meme altı kesisi, özellikle doğum yapmamış gençlerde en çok tercih ettiğimiz kesidir. İlk aylarda, meme altı kıvrımında 4 cmlik, çizgi şeklinde bir ize yol açsa da bu zamanla solar ve giderek daha soluk bir hal alır.

İlgili konu: Meme Protezleri Arasındaki Farklar, Hangisi Daha İyi?

Doğum yapmış ve hafif bir toparlanma gereken durumlarda meme başı çevresinin giriş yeri olarak kullanılması tercih edilebilir. Böylece, meme başı çevresinden toparlama sağlanırken aynı giriş yerinden silikon protez de yerleştirilebilir. Meme başı çevresi tübüler meme olarak adlandırılan meme deformitelerinin düzeltilmesinde de kullanılabilir.

Koltuk altı kesisi, tuzlu su dolu protezlerin tercih edildiği dönemlerde tercih edilen bir giriş noktasıydı. Gizli bir yerde kesi olması bir avantajdı. Ancak son yıllarda kullandığımız daha yoğun jel içeren kohesif protezler, koltuk altından hazırlanacak bir giriş noktasından güvenle yerleştirilemeyecek kadar sert. Bu nedenle koltuk altı kesileri günümüzde tercih edilmemektedir.

Kimler Boyun Germe Ameliyatı Olmalı?

Boyun yüz geçişi, keskinliği, boyutları ve açısı kişinin estetik görünümünde önemli bir yer tutar. Bu bölge o denli önemlidir ki çok genç birisi, çenesi çok küçük ve geri yerleşimli ise estetik açıdan çok sorunlu görülebilirken ileri yaşta birisi çene boyun geçişi net ve keskin olduğu için iyi bir görünüme sahiptir.

Bu bölge anatomik açıdan da zengindir. Boyun denildiği zaman çene ucunun büyüklüğü ve şeklinden, boyunun kısalığı, çene altının yağlı olup olmadığı, derinin sarkık ve gevşek olup olmadığından boyundaki kasların gücü ve plikasyonlarına kadar çok sayıda faktör devreye girer.

İlgili konu: Boyun Germe Ameliyatı Nasıl Yapılır?

O nedenle, boyunla ilgili tek bir işlem söz konusu değildir. Çene altı yağlıysa liposuction yapılır. Deri gevşekse germe işlemi önerilir. Çene ucu yetersizse büyütülür. Çene büyükse küçültülür. Boyunda kas bantları belirginse ameliyatla veya botoxla zayıflatılır. Bazen yukarıda sayılan işlemlerin birkaçının bir arada yapılması gerekebilir.

Boyunla ilgili yağ alma işlemleri çok erken yaşta yapılabilir. Aynı şekilde çeneye ait ameliyatlarda erken yaş ameliyatlarıdır. Bu ameliyatların 20’li yaşlarda bile yapılması söz konusudur. Buna karşın, germe, askılama gibi ameliyatlar genellikle ileri yaşlarda düşünülmelidir. 50 yaş sonrası yüz ve boyunu içine alan ameliyatların bir arada planlanması mümkündür.

Boyun bölgesindeki bazı sorunların radyofrekans ve ultrasound gibi enerji kaynaklarının kullanıldığı teknolojik cihazlarla da iyileştirilmesi söz konusudur.