Burun Ucu Kaldırma Ameliyatı

Burun ucunun düşüklüğü, özellikle profil görüntüsünü olumsuz etkileyen bir sorundur. Burun ucunun ideal ölçülerde kaldırılması iyi planlanması gereken bir cerrahi işlemdir. Aşırı kaldırılması da düşük olması kadar önemli bir sorundur.

Burun ucunun dudak ve yüzle ilişkisi üzerine yapılmış çok sayıda ölçüm ve inceleme vardır. Erkek ve kadınlarda farklı açı ve oranlar söz konusudur. Yüzün dikey aksına kıyasla, ideal burun ucu erkeklerde 90 -95 derece, kadınlarda 95-105 derece civarındadır. Bu açılar kaba değerlerdir. Burun ucunun hem yandan hem de önden pozisyonunda, kırınım açısı, burun ucu genişliği gibi çok sayıda estetik görünümü belirleyen başka parametreler mevcuttur ve burun ucunun şekillendirilmesinde bu parametrelerin hepsi göz önünde bulundurulur.

İlgili konu: Estetikten Sonra Burun Ucu Düşer mi?

Burun ucunun kaldırılması, burun ucundaki kıkırdakların şekli ve yapısında yapılacak işlemlerle değiştirilir. Bazen burun ucunun kıkırdakları yapı, boyut ve direnç olarak gerekli değişimi sağlamak için yeterli olmayabilir. Bu durumda, burun içinden alınacak kıkırdak dokusunun destek amaçlı kullanılmasıyla burunun kaldırılması mümkün olabilir.

Burun ucunun kaldırılmasında aşırıya gidilmesi, karşıdan bakıldığında burun deliklerinin göründüğü, doğal olmayan bir sonuca yol açabilir. Bu nedenle, işlemin hem planlanması hem de gerçekleşmesinde detaylı bir çalışma yapmak gerekir.

Estetik Cerrahide İple Askı Nedir, Nasıl Yapılır?

Uzun yıllardır, plastik cerrahların hayali, zor ve zahmetli yüz germe ameliyatlarının yerini alacak, ameliyata gerek kalmadan yüzde sarkan yerleri toparlayacak bazı yöntemlerle netice almaktır. Bu amaçla, çok sayıda çalışma yapılmış, kimi mekanik, kimi teknolojik uygulamalar yapılmaya çalışılmıştır. Bunların arasında kullanılan tekniklerden biri, iple askı teknikleridir.

Üzerinde kılçık benzeri çıkıntılar veya yuvarlak küreler ile üretilen farklı materyal ve özellikte iplikler, herhangi bir kesi olmadan yüze çeşitli açılardan yerleştirilen ipliklerle bir gençleştirme etkisi yaratılması hedeflenir. Burada, ana hatları ile 2 mekanizmadan bahsedebiliriz.

İlgili konu: Yüz Germe (Facelifting) Ameliyatını Kimler Yaptırmalı?

İlk mekanizma, kılçıklı, küreli veya örgülü ipliklerin sarkan dokuları asarak, onların yeni pozisyonlarında tutacağına olan inançtır. İkinci mekanizmada ise bu materyallerin yer tutucu etkileri ile bazı bölgelerde volüm artışı sağlaması (elmacık kemiği üzeri vs) ve bunun yarattığı iyileşme efekti söz konusudur.

Teorik olarak bu mekanizmaların işe yarayacağı düşünülse de, uygulamalar iple askı yöntemlerinin sonuçlarının öngörülemediği, sınırlı olduğu yönündedir. Bazı olgularda, sonuçlar kabul edilir düzeydeyken çoğu olguda sonuçlar tatmin edici değildir. İyi sonuç aldığını düşünen hastalarda bile etki süresi kısadır. Bu yönleri ile iple askı yöntemleri, henüz plastik cerrahide yaygın bir şekilde kullanılabilecek ve önerilebilecek bir teknik olmaktan uzaktır.

Liposuction Sonrası Kilo Alınması Halinde Tekrar Liposuction Yaptırmak

Liposuction vücut şekillendirme işlemleri arasında en sık uygulanan yöntemdir. Çok yaygın bir uygulama olmasına karşın, iyi sonuçlar kadar bazen olumsuz durumlarla da karşılaşılır. Bunun en önemli nedeni hasta seçimindeki özensizlik veya hastanın bazen bu yöntemin kendisi için çok uygun olmadığı belirtilse de uygulamayı yaptırmak için ısrar etmesi veya liposuctiondan sonra yapılması gerekenlere dikkat etmemesidir.

Bir liposuction işlemi yaptırdıktan sonra, aşırı kilo alınması istenilen bir durum değildir. Liposuctiondan sonra kilo alınmaya devam edilirse ve alınan kilo fazlaysa, vücutta bazı bölgelerde yağ toplanması kaçınılmazdır. Liposuction yapılmayan bölgelerde, hedef yağ hücreleri daha çok olduğundan yağ birikimi daha çok olabilir. Bu bölgelere liposuction yapılabilir.

İlgili konu: Liposuction’da En Fazla Ne Kadar Yağ Alınır?

Liposuction yapılmış bölgede yeniden yağ birikimi liposuction sonrası kilo alınırsa olabilir. İşlem sırasında, bu bölgelerde yağ hücreleri tamamen yok edilmemektedir, sadece azaltılmaktadır. Eğer liposuction yapılmış bölgede yağ birikimi belirgin ise o bölgeye yeniden liposuction işlemi yapılabilir. Sadece klasik işlemler değil, VASER liposuction veya lazer liposuction işlemleri daha etkili olur. İlk ameliyata bağlı fibröz dokuların aşılması kolaylaşır.

Liposuction işleminden sonra bazı bölgelerde deri gevşekliği varsa bunu ikinci bir liposuction işlemi ile aşmaya çalışmamak gerekir. Faydalı olmaz ve gereksiz bir müdahale ile sonuçlanabilir.

Vaserle Meme Küçültme

VASER, yağ dokusuna spesifik olması nedeniyle, yağ dokusunun parçalanarak daha kolay çekilmesini sağlayan ve liposuction işleminde çok yararlandığımız bir ultrason teknolojisidir. Bu teknikle vücuttan yağ alabildiğimiz bölgeler artmış, sonuçlar daha iyi noktalara ulaşmıştır.

Bu özellikleri nedeniyle vaser bazı meme büyüklüklerinin giderilmesinde, meme küçültme ameliyatlarında da kullanılabilmektedir. Genç hastalarda, deri elastikiyeti çok iyiyse ve meme aşırı kilolar veya memenin genel yapısı ile çok büyümüşse VASER Liposuction düşünülebilir.

İlgili konu: Göğüs Küçültme Ameliyatı ile Vücutta Yaşanan Değişimler

Bu durumda, meme önce ultrason ile değerlendirilir. Meme yağ dokusundan zenginse işlem yapılır. Genel anestezi ile işlem daha rahat yapılabilir. Bu işlemde, büyük kesilere gerek yoktur. 2-3 mmlik küçük kesilerle , memeye önce bir sıvı enjekte edilir ve sonrasında VASER ile ultrason enerjisi verilir. Bu meme dokusu ile yağ dokusunun birbirinden ayrışmasına yardımcı olur ve bir süre beklendikten sonra vakumla yağ dokusu dışarı çekilir. Uygulama bölgesine hafif baskılı bir korse giydirilir. İşlem sonrası normal hayata dönüş oldukça hızlıdır. Memede ilk haftalarda ödem ve hassasiyet vardır. 1 ay içinde ödemler büyük oranda çözülür ve sonuç ortaya çıkar.

Vaserle meme küçültme, memeyi genel olarak küçülten bir işlemdir. Sarkık bir memeyi dikleştirmez, şekil veremez. O nedenle, işlem genç ve memenin genel formunun iyi olduğu hastalarla sınırlıdır. Bu gruptaki iri memeli hastalarda, iz bırakmayan önemli bir alternatif uygulama olarak sayılabilir.

Boyun Estetiğinde Alternatif Yöntemler: Minimal İnvazif ve Non-İnvazif

Yüz germe ve boyun germe ameliyatları ve liposuction işlemlerinı yaptırmak istemeyen, ancak boyun bölgesinde alternatif yöntem arayışında olan çok sayıda hasta vardır.

Beklentileri, boyun bölgesindeki sorunların giderilmesi, ancak bunun için bir cerrahi işleme maruz kalmamalarıdır. Bu şekilde, iş güç kaybına uğramamak ve günlük hayatlarına çok çabuk dönebilmek isterler. Bir kısmında ise cerrahi işlem korkusu ön plandadır ve her ne olursa olsun, cerrahi işlemler dışındaki yöntemleri tercih ederler.

Boyunda minimal invazif veya noninvazif işlem gurubunda yer alan çok sayıda teknik mevcuttur. Çene altındaki yağı eriten Kybella isimli ve deoksikolik asit içeren bir enjeksiyon FDA tarafından onaylanmıştır. Basit bir enjeksiyon ile bu bölgedeki yağ azaltılabilmektedir.

İlgili konu: Boyun Germe Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Sıkılaştırma amacıyla, noninvazif bir teknik olarak Thermage kullanılabilir. Radyofrekans enerjisi kullanan bu teknikte, herhangi bir cerrahi işlem olmadan, derinin üzerinden uygulanan RF enerjisi ile derinin kollajen tabakası uyarılabilmekte ve daha gergin bir boyun elde edilebilmektedir.

Minimal invazif bir işlem olarak, RF dalgalarını deri altına sokulan ince bir çubukla yapan Thermi uygulaması da etkin bir uygulamadır. Bu teknikte ilk günlerde şişlik olabilir ve hasta bu konuda uyarılmalıdır.

İple askı, örümcek ağı gibi uygulamalar net sonuç vermeyen, kısmen yararlı olabilen uygulamalardır ve kişinin beklentisi çok yüksek değilse bir yöntem olarak sunulabilir.

Septoplasti Nedir, Kimlere Uygulanır?

Septoplasti burun içindeki kıkırdakta mevcut bir eğriliğin giderilmesi için yapılan işlemdir. Her burun eğriliği için mutlaka düzeltme gerekmez. Eğer burun eğriliği solunum güçlüğüne yol açıyorsa düzeltilmesi solunuma katkı sağlar.

Burun içini iki ayrı bölüme ayıran bir nevi perde gibi yapısıyla septum, kıkırdak ve kemikten oluşan kompleks bir anatomiye sahiptir. Teknik açıdan 5 ayrı bölgeye ayrılır. Ön bölgelerdeki eğrilikler daha çok solunum sıkıntısına yol açarlar. Genellikle burun etlerindeki şişliklerle, septum eğrilikleri birlikte solunum zorluğuna yol açar, bu nedenle tedavileri de çoğu zaman birlikte ele alınır.

İlgili konu: Nefes Alırken Zorluk Yaşayanlar İçin Estetik Burun Ameliyatı

Septoplasti lokal veya genel anestezi ile yapılabilir. Kişisel tercihim, septoplastiyi genel anestezi altında yapmaktır. Estetik amaçla bize başvuran hastaların birçoğunda septum eğriliği vardır ve rinoplasti sırasında septoplasti ekleyerek bu sorunu giderebiliriz.

Septoplasti sırasında temel amaç, burun içindeki perdenin düzgün olması, hava geçişini engellememesidir. Bu işlem sırasında, septumdan aldığımız bazı kıkırdak parçalarını burun estetiği işleminde kullanmak ve burunda daha düzgün bir estetik sonuç almak mümkündür. Burun içinden kıkırdak alırken, septumun bazı bölgeleri korunarak bir direnç kaybı olmaması sağlanır.

Karın Germe Ameliyatında Ne Kadar İz Kalır, İyileşme Süreci Ne Kadar Sürer?

Karın germe ameliyatında yapılacak kesinin uzunluğu kişiden kişiye değişir. Temel kural izi olabildiğince aşağıda planlamaktır. Kasıkta yer alan iz, uzun olsa bile çamaşırın, giyilen bikininin sınırları içinde kalabilir.

İzin uzunluğu, genellikle sarkıklığın yeri ve miktarı ile belirlenir. Doğuma bağlı sınırlı sayılabilecek fazlalığı olan birinde kesi daha kısa tutulabilir. Buna karşın çok kilo vermeye bağlı sadece karın değil, bele doğru uzanan fazlalıklar varsa ameliyat kesisi daha uzun, bazen bele doğru dönecek şekilde planlanır.

İlgili konu: Karın Germe Ameliyatı Sonrası Doğum Yapılabilir mi?

Karın germe ameliyatlarında izin uzunluğu kadar kalitesi de önemlidir. İzin kalitesini belirleyen en önemli konu ise dikiş sırasında oluşan gerginliktir. Aşırı gergin dikişler daha kötü iyileşir. İz daha kırmızı ve kalın kalır. Kaşıntılı hatta ağrılı bile olabilir. Şüphesiz zamanla iz azalır, koyuluğu azalır, sertliği yumuşar. Ancak, izin enine genişliği fazla kalacaktır ve bu haliyle dikkati çekecektir.

Karın germe ameliyatlarında, izin yeri ve uzunluğu ancak sağladığı form çok iyi ise tolere edilebilir. İzi azaltmak amacıyla yetersiz ameliyatlar yaparak formda gerekli düzeltmeyi yapmamak kabul edilemez. Bu tür olguların revize edilmesi kaçınılmazdır.

Minirinoplasti Nedir, Kimlere Uygulanır?

Klasik rinoplastide yapılan cerrahi işlemler, daha iyi sonuçlar alınabilmesi ve hasta iyileşme sürecinin daha hızlı olabilmesi için bazı değişikliklere uğramaktadır. Daha önce sözünü ettiğimiz mikrorinoplasti gibi minirinoplastide de amaç daha az travma yaratarak, olabilecek en iyi sonucu almaktır.

Aslında, bilimsel olarak incelendiğinde, minirinoplasti veya mikrorinoplasti gibi kavramların içini dolduracak yeterli ve net farklardan söz edemeyiz. Bu noktada, daha çok bu tabirlerin küçük farklılıkları öne çıkarmak için kullanıldığını söyleyebiliriz.

İlgili konu: Burunda Hem Et Hem Kemik Eğriliği Sorunu Aynı Anda Düzeltilebilir mi?

Minirinoplastide yapılan işlemler sınırlı ve az doku hasarı yaratacak şekilde planlanır. Kesiler daha küçük, yapılan diseksiyonlar daha sınırlı ve buna bağlı olarak ameliyattan sonra oluşan ödem daha azdır.

Minirinoplasti her durumda uygulanabilecek bir işlem değildir. Çok büyük bir burun veya burun sırtında yer alan büyük bir kemer, burunda aşırı eğrilik durumu minirinoplasti ile giderilemez. Ancak küçük değişiklikler gereken durumlarda, örneğin hafif bir kemerin giderilmesi, burun ucunun bir miktar kaldırılması gibi durumlarda minirinoplasti uygulanabilir.

Göz Kapağı Ameliyatı Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?

Göz kapağı ameliyatları en sık yapılan estetik cerrahi girişimlerindendir. Her ne kadar alt ve üst kapak ameliyatlarının iyileşme süreçleri birbirinden farklı olsa da ameliyattan sonra yapılacaklar çok değişmez.

Göz kapağı ameliyatlarından sonra en çok dikkat edilmesi gereken süre ilk iki gündür. En fazla şişlik, morluk ve hassasiyete ilk 2 günde rastlanır. Kişinin iyi istirahat etmesi, aralıklı soğuk uygulamaları ve iyi bakımla sonraki süreç kolaylaşır.

İlk günlerde en önemli şikayetler, şişlik, gözlerde ağırlık hissi, sulanma ve batmadır. Bunları azaltmak için göz yaşı jelleri, ödem azaltıcı ilaçlar yarar sağlar. Ilık çay suyu ile pansumanlar hala geçerli ve kullanılan bir geleneksel tedavidir.

Çok gerekirse, gece gözleri bir ped ile kapatmak şikayetleri azaltabilir.

İlgili konu: Göz Kapağı Düşüklüğü İçin Estetik Tedavi

Birkaç gün içinde, göz kapaklarındaki ödem azalır ve kişi rahatlamaya başlar. Göz çevresindeki bant ve dikişler alındıktan sonra dikkat edilecek hususlar zorlu egzersizlerden kaçınılması, güneş ve aşırı sıcaklardan kaçınılmasıdır. Bunlar, şişliklerin tekrar artmasına yol açabilir ve iyileşmeyi geciktirir.

Göz kapağı ameliyatları genellikle sorunsuz ve hızlı iyileşilen ameliyatlardır. Alt kapak ameliyatlarında, zayıf kas yapısı olanlarda, gözün kapatılmasında bazen zorluk ve buna bağlı kızarıklık, sulanma ve batma oluşabilir. Bu durum, gözün kapatılmasını daha da zorlaştırır ve bir kısır döngü oluşur. Bu duruma izin verilmemeli ve hızlı bir tedavi ile ödemin artması engellenerek, gerekirse geceleri göz kapatılıp, kortizonlu damlalarla iyileşme sağlanmalıdır.

Meme Büyütme Ameliyatında Görülen Komplikasyonlar Nelerdir?

Meme büyütme ameliyatlarında, ameliyatı izleyen ilk günlerde olabilecek ve en sık rastlanan komplikasyon, kanamaya bağlı göğüste oluşan şişmelerdir. Bazen dren konulmasına rağmen görülebilir. Kanamaya eğimli olanlarda, kan sulandırıcı veya aşırı bitkisel ürünler kullananlarda görülme ihtimali artar.

Meme büyütme ameliyatlarında nadiren karşılaşılan bir komplikasyon yara iyileşmesinde gecikmedir. Bu genellikle, çok büyük protezlerin kullanılması ve yanlış planlamaya bağlıdır. Bazen, yara iyleşmesindeki gecikme diyabet veya kronik hastalıklara bağlıdır.

Nadir sayılabilecek bir erken dönem komplikasyonu ise enfeksiyondur. Kızarıklık, ateş ve şişlikle ortaya çıkar.

İlgili konu: Meme Büyütme Ameliyatlarında Memenin Şekli ve Boyutu

Meme büyütme ameliyatlarında geç dönem komplikasyonları arasında en önemlisi kapsül kontraktürüdür. Proteze vücudun verdiği bir yabancı cisim tepkisi olarak da adlandırılabilen kapsül kontraktürü bazen bir tedavi gerektirmeyecek kadar hafif, bazen de protezin değiştirilmesini gerektirecek kadar belirgin ve ağrılı olabilir. Kapsül kontraktürü oranı genellikle %3-5 civarındadır.

Geç dönemde önemli sayılabilecek bir sorun da seroma gelişimidir. Meme protezinin çevresinde gene tepkisel olarak sıvı toplanması olan bu durumda, nadir görülen bir lenfomanın araştırılması gerekebilir. Çoğu zaman birkaç günlük bir şişlik döneminden sonra şişlik azalır ve göğüs rahatlar. Ancak sık sık tekrar etmesi ve zor gerilemesi söz konusu olduğunda memenin görüntüleme teknikleri ile (gerekirse MR) araştırılması şarttır.

Ameliyata bağlı veya daha sonra bazı travmalarla protezin yerinde değişiklikler olması, içe, dışa, aşağı veya yukarı kayması da istenmeyen komplikasyonlar arasındadır ve tedavileri genellikle yeniden ameliyatı gerektirir.