Becerileriniz ile İlgili Ne Kadar Dürüstsünüz?

Her alanda neyi ne kadar yapabildiğimiz ile ilgili öncelikle kendimize karşı samimi olmamız gerekir. Bu konu, tıp uygulamalarında daha da önemlidir. Size başvuran bir hastada, kendi beceri ve deneyimleriniz tedaviyi üstlenmek için yeterli mi? Yoksa hastayı daha deneyimli olduğunu bildiğiniz birine yönlendirmeniz daha doğru olur mu?

Bu kritik soruya verilebilecek en iyi cevaplardan biri şu olmalı; hastanın sizden istediği tedaviye veya ameliyata çok sevdiğiniz birisi ihtiyaç duyuyorsa ne yaparsınız? Onu tedavi eder misiniz? Yönlendirir misiniz?

İlgili konu: Estetik Ameliyat Öncesi Doğru Doktor Nasıl Seçilir?

Bir diğer kritik test şu olabilir mi? Yapacağınız ameliyattan bir gece önce rahat uyuyabiliyor musunuz? Eğer, uyuyamıyor ve huzursuz bir gece geçiriyorsanız, o işlem için biraz daha eğitime ihtiyacınız olabilir.

Acil durumlarda bu konuya yaklaşım biraz daha farklı ele alınabilir. Hastayı bir başka yere transfer etmek sorun yaratacaksa daha aktif davranmak gerekebilir.

En önemli konu, hastaya karşı dürüst olmak. Soru sorduğunda, samimiyetle doğru cevabı vermek. O konudaki deneyiminiz ve beceriniz hakkında bilgiyi paylaşmak.

Süt Ürünleri Akneye Yol Açar mı?

Yiyecek ve içeceklerle akne ilişkisi, hasta ve yakınları tarafından çok sorgulanan ancak çok tartışmalı konulardan biridir.

Akne, genetik, mekanik ve hormonal birçok nedenden oluşur. Gıda ile akne ilişkisi, 2002 yılında Pasifik Adaları’nda yaşayanların sadece Batı tipi beslenmeye geçtiklerinde akne geliştirmeleri üzerine gündeme gelmiştir. Bunu izleyen çalışmalar, yüksek glisemik endeksi olan gıdaları ve başta düşük yağlı olmak üzere süt ürünlerini tüketenlerde akne ilişkisini ortaya koymuştur.

İlgili konu: Akdeniz Beslenme Modeli ve Sağlığımıza Olan Faydaları

Bu konudaki önemli çalışmalardan biri ise; aknesi olan 14-19 yaş aralığında 120 gençle, aknesi olmayan 105 kişinin diyetlerinin kıyaslanması olmuştur. Aknesi olanlarda süt ürünleri tüketimi bir miktar daha yüksek bulunmuştur. Bu fark özellikle düşük yağlı süt ürünlerinde anlamlı bulunmuştur.

Araştırmacılar, akne ile diyetteki glisemik index, total kalori alımı, doymuş veya doymamış yağ tüketimi, total protein ve yağ alımı arasında fark bulamamışlardır.

Liposuctionda Yeni İmkanlar: Sınırlar Genişliyor

Liposuction – vakumla yağ alma işlemi, uzun yıllardır plastik cerrahide tüm dünyada en çok uygulanan cerrahi işlem. Nedenlerini bulmak zor değil. Giderek artan kilolar, yüksek enerjili gıdalar ve hareketsiz yaşam biçimleriyle vücutta oluşan deformiteler insanları mutsuz ettikçe çözüm arayışları arttı.

Önceleri liposuction, karın, basen gibi bazı bölgelerde kullanılırken, giderek uygulama alanları arttı, kol, sırt ve bacaklar devreye girdi. Ama yine de uygulama bölgelerinde, derinin elastikiyetinin iyi olması bir ön koşuldu. Bu ön koşul, hala geçerliliğini korumakla birlikte, Vaser Liposuction, Lazer Liposuction ve Radyofrekans uygulamaları ile deri sorunları olan bir kısım hastada uygulama imkanları doğdu. Henüz, bir mucize gerçekleştirecek durumda olunmasa da hafif deri sorunlarında bu teknolojiler ile liposuction’ın sınırları genişledi.

İlgili konu: Vaser mi Lazer mi? Liposuctionda Hangisi Daha Etkili?

Özellikle, vaser, aynı anda daha geniş alanlara liposuction yapmamıza izin veriyor. Bu teknolojiler, ameliyat sonrası ödem, morluk ve hassasiyet gibi şikayetlerin de çok azalmasına yol açtı. İyileşme süreleri hızlandı, daha erken spor yapılabilmesi mümkün oldu.

Liposuction vücut şekillendirmede en önemli ve etkin işlem olma özellliğini koruyor ve ameliyatsız tekniklerdeki tüm ilerlemelere rağmen en çok uygulanan tekniklerde ilk sırada. Bunu Vaser (ultrason), lazer ve radyofrekans teknolojilerindeki gelişmelere bağlamak mümkün.

Meme Dikleştirme ve Büyütme Ameliyatlarında İyi Sonuç Nasıl Elde Edilir?

Çok kilo veren veya doğum yapan kişilerde, meme deformitesi şikayeti ile gelenler incelendiğinde, büyük bölümünde memede sarkıklık olduğunu görüyoruz. Bunların bir bölümünde, ayrıca doku azaltmak gerekirken bir kısmında, meme protezleri ile destek sağlamak gerekiyor.

Memede protezle büyütme veya destek gereken, aynı zamanda meme dikleştirme ihtiyacı olan hastalarda, ameliyat planı özel bir dikkat gerektirir. Bunun nedeni, memeyi büyütürken ile dikleştirirken kullanılan manevra ve işlemlerin birbirinin zıttı olmasıdır. Meme dikleştirilirken, yumuşak doku zarfı küçültülür ve daraltılır. Meme büyütülürken ise meme zarfının hacmi genişletilmek zorundadır. Tüm beceri, bu birbirine zıt manevraları birbirleriyle dengeli bir şekilde gerçekleştirerek, hasta beklentilerinin karşılanmasıdır.

İlgili konu: Meme Estetiği Hakkında Sık Sorulanlar

Meme dikleştirme ve meme büyütme ameliyatı, az veya çok iz bırakan bir ameliyattır. Meme ne kadar sarkıksa, iz daha uzun olur. İz başlangıçta daha belirgin, zaman içinde daha iyi bir hal alır. İz kişisel özellikler kadar, ameliyat sırasında oluşan gerginlikle de ilgilidir. Ameliyat planında dikkatli olunmaz ve aşırı gergin bir dikiş yapılırsa, iz daha belirgin olacaktır.

Meme dikleştirme ve büyütme kombinasyonu, iyi bir planlama ile başarılı bir şekilde gerçekleştirilebilir ve tatmin edici sonuçlar verir.

Piezo – Ultrasonik Kesiciler ile Rinoplasti: Rinoplastide Yeni Çağ

Burun estetiği ameliyatlarında, burun kemiği ve kıkırdaklarının şekillendirilme biçimleri birbirinden farklıdır. Burun kemiği daha sert, kıkırdaklar daha yumuşaktır. Kıkırdaklar daha rahat biçimlendirilebilir ve şekillendirilebilirken kemikle çalışmak daha zordur. Yıllardır kemik şekillendirmede kullanılan kesici ve yontucu aletler çok gelişmiş olmakla birlikte yeni arayışlar devam etmektedir.

Son yıllarda bu alanda geliştirilen en önemli teknoloji, piezo olarak adlandırılan ve Ultrason teknolojisini kullanan bir cihazdır. Gelişiminde, bu alanda çalışan plastik cerrahların önemli katkısı olan bu cihazın, özellikle uçlarının dizaynında rinoplastiye uygun adımlar atılarak, rinoplasti ameliyatlarında çok daha ince ve detaylı uygulamalar yapılabilir hale gelmiştir.

İlgili konu: İdeal Burun Estetiği Nedir?

Ultrasonik keski ve törpüler, kemiği şekillendirirken kıkırdağa ve deriye temas ettiklerinde zarar vermiyorlar, bu şekilde diğer dokulara istenmeyen bir zarar vermiyorlar. Bir diğer özellikleri, kemiği daha ince bir şekilde biçimlendirebilmeleri ve kemikte aşırı elektrikli törpülerde olduğu gibi aşırı ısıtmadıkları için hücre ölümüne yol açmamaları. Bunlar, ödemin az olmasına, iyileşmenin hızlanmasına yardımcı olabiliyor.

Piezo – Ultrasonik keski ve törpülerle rinoplastide yeni bir çağın başladığını söylemek mümkün.

Meme Protezleri ile İlgili Bilmeniz Gereken 7 Şey

Meme büyütme en çok uygulanan estetik cerrahi işlemlerinden birisi. ABD’de yapılan araştırmalarda, 2014 yılında en çok istenen estetik işlem olduğu belirtilmekte. Bu ameliyata karar vermeden önce bilmeniz gereken 7 konu şöyle sıralanabilir.

1. Meme büyütme işlemi yaptıracaksanız yaşınız 18’den büyük olmalı. Bu konuda, yasal bir düzenleme olmasa bile Plastik Cerrahların hemfikir olduğu noktalardan biri bu ameliyata, özgür iradenizle sizin karar vermeniz. Bu da ancak 18 yaşından sonra mümkün.
2. Bu ameliyatı bir Plastik Cerraha yaptırmalısınız. Henüz Türkiye’de pek rastlanmasa da, bazı ülkelerde Plastik Cerrah olmayan, farklı branşlardan kişiler bu ameliyatlara el atabiliyorlar. Bu konuda dikkatli olmanızda fayda var.
3. Meme protezi uygulandığında hayat boyu bununla yaşama ihtimaliniz kadar yeni bir ameliyata gerek duyabilirsiniz. Yapılan çalışmalar, meme protezi yaptıran kişilerin %25’inin ileriki yıllarda çeşitli nedenlerle yeni bir ameliyata ihtiyaç duyduğunu göstermektedir.

İlgili konu: Meme Ameliyatı Sonrasında Göğüs Silikonu Yumuşama Süresi

4. Meme protezi uygulanabilmesi için sağlıklı bir birey olmanız gerekiyor. Varsa rahatsızlıklarınız ve kullandığınız ilaçlar konusunda cerrahınıza doğru bilgileri vermelisiniz.
5. Boyut konusunda çeşitli tekniklerle önceden bir fikir edinebilirsiniz. Kalıplar, bilgisayar programları ve 3 boyutlu modellerle bir ön çalışma yaparak karar verebilirsiniz.
6. Nadir de olsa, kanama, yara sorunları gibi bazı olumsuzluklarla karşılaşabilirsiniz. Bu sorunların çoğu bazı girişimlerle düzeltilebilir.
7. Ameliyattan sonra basit kardio egzersizlerine erken başlasanız bile 2 ay kadar ağır sporlar yapamazsınız.

Botoksun Son Yıllarda Kullanıldığı Alanlar

Botox, estetik işlemler için yaygın olarak kullanılan bir ilaç. Neredeyse, Plastik Cerrahinin seyrini değiştirdiğini söyleyebiliriz. Botox uygulamalarına başladığımızdan günümüze, alın bölgesindeki ameliyatlarımız çok azaldı. Kaş, kaş arası çizgiler, alın çizgileri ve göz kenarı ile etkinliği, bu bölgedeki cerrahi gereksinimini çok azalttı.

Botox toplumda yaygın olarak bilinen yönleri dışında da çok etkili bir ilaç aslında. En sık kullanıldığı alanlardan biri de; terleme tedavileri. Koltuk altı, el ve ayak terlemelerinde son derece etkili ve kullanımı giderek artmakta.

İlgili konu: Botoksun Etkisi Ne Kadar Sürer, Tekrar Ne Zaman Yapılmalı?

Bunlar dışında birçok nörolojik rahatsızlıkta da kullanmak mümkün. Tremor olarak adlandırılan titreme, yüz kasları ile ilgili felçler veya kas sorunlarında, kollarda, bacaklarda görülen bazı kas sertliklerinde ve sinirsel kaynaklı ağrılarda ve şüphesiz migrende kullanmak mümkün.

Estetik dışı uygulamalarda, uygulama dozları çok farklı ve olgudan olguya değişiyor.

Botoxun, son yılların en geniş uygulama alanı olan ve önemli bir ilaç olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Tıpta kullanıldığı branşların çokluğunu görünce bu konuda bir tereddüt kalmıyor.

Plastik Cerrahiden Kaynaklanan Komplikasyonlarla İlgili Hasta Şikayetleri

Kişilerin görünümlerinde iyileşme ve daha genç görünme konusunda son yıllarda artan bir ilgi olduğunu görüyoruz. İstatistikler, geçen yıl sadece Amerika Birleşik Devletlerinde 16 milyona yakın cerrahi ve küçük cerrahi uygulandığını göstermekte.
Ancak estetik amaçla yapılan ameliyat ve küçük işlemlerin görünen yüzü dışında, genellikle pek gündeme gelmeyen yönleri de var.

Aylarca iyileşmeyen yaralar, istenmeyen sonuçlar olabilir mi? Olursa neler yapılmalıdır? Bunlardan kaçınmak için nasıl bir yol izlenmelidir?

İlgili konu: Estetik Ameliyat Öncesi Doğru Doktor Nasıl Seçilir?

Aslında her cerrahi işlemde olduğu gibi Plastik Cerrahi girişimlerinde de düşük oranlarla da olsa istenmeyen durumlarla karşılaşılabilir. Enfeksiyon, kanama, yara iyileşmesinde gecikmeler söz konusu olabilir. Önemli olan bu durumlarda hızlı ve etkin bir şekilde çözüm yollarını bulabilmek ve tedaviyi tamamlamaktır.

Bu konuda cerrahın görevi hastasını bilgilendirmek, komplikasyonları önlemeye çalışmak, bir komplikasyon oluşursa bunu hızlı bir şekilde tedavi etmek olmalıdır.

Plastik cerrahi işlemi yaptıracak kişilerin de yapması gereken, işlem yaptıracakları doktorları araştırmak, Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrah olup olmadıklarından emin olmak, gerekirse belgelerini görmektir.

Meme Kanseri Sonrası Yaşam: Meme Onarımları

Meme kanseri ile mücadelede kadın için mastektomi (memenin alınması) fiziksel bir travma olduğu kadar duygusal da bir travmadır aynı zamanda. Ancak birçok çalışma, meme kanseri nedeniyle göğüs alınırken aynı anda meme onarımı yapılmasının hem güvenli, hem de meme kanseri tedavisine zarar vermeden uygulanabildiğini ortaya koymuştur. Ek olarak, psikolojik olarak kadının beden algısı ve özgüvenine önemli bir katkı da sağlamaktadır.

Memenin alınması kadında ciddi bir kayıp ve vücudunun tamlığı ile ilgili eksiklik hissi yaratmaktadır. Meme onarımları bu eksiklik hissini azaltarak psikolojik iyileşme sürecine önemli katkılar sağlar.

İlgili konu: Meme Kanseri Olanlarda Diğer Meme Alınmalı mı?

Aynı anda meme onarımı güvenlidir, komplikasyon oranları düşüktür. En önemlisi, kanser tedavisini geciktirmez, engellemez. Aynı anda meme onarımının en önemli avantajı, meme derisinin korunmasıyla daha iyi estetik sonuçlar alınabilmesidir.

Meme onarımına karar verildiğinde, genellikle 2 tip operasyon söz konusudur. İlki meme protezlerinin kullanılması, diğeri de vücuttan doku kullanılarak meme yapılması. Bu kararın verilmesi cerrah ve hastanın işbirliği ile olur. Protezle onarım genellikle daha basit ve hızlı, dokularla onarım biraz daha zahmetlidir. Ancak, her iki onarım yöntemi için uygun durumlar vardır ve bunlar cerrahla tartışılarak karar verilir.

Poland Sendromu Nedir, Nasıl Tedavi Edilir?

Doğuştan göğüs duvarında gelişim sorunu olan hastalarda Poland sendromu akla getirilmelidir. Erkek veya kadında görülebilir. Pektoral kas dediğimiz göğüste yer alan üçgen bir kas gelişmemiş olabilir. Bazen buna üstündeki dokularda yetersizlik, bazen de altındaki göğüs kafesinde, kemik ve kaburgalarda gelişim sorunları eşlik edebilir.

Bu hastaların görünüşünde, her iki göğüs duvarı arasında asimetri vardır. Giyim kuşamları etkilenebilir. Yazın ince kıyafetlerle zorlanabilirler. Çok büyük bölümünde sorun sadece görünüş ve estetik sorunudur. Göğüs kafesini, kaburgaları etkileyecek kadar ileri deformitelerde nefesle ilgili fonksiyonel sorunlar görülebilir.

İlgili konu: Meme Estetiği

Tedavi için genellikle yetişkin döneme gelmeleri beklenir. Cerrahi dışı bir tedavisi yoktur. Muayeneden sonra mevcut deformitelere göre ameliyat planı yapılır. Kas nakli, yağ enjeksiyonları, protez kullanımı gibi teknikler kombine edilerek düzeltim sağlanır. Göğüs kafesini deforme edecek düzeyde kaburga sorunları varsa kıkırdak ve kemiklerin konfigürasyonunu değiştirecek daha ağır işlemler gerekebilir.

Poland sendromu tedavisi genellikle tatmin edici ve başarılıdır. En sık kullanılan tekniklerden biri olan, sırt kasının göğüs bölgesine transferi, sırt kasının göğüs kasına benzerliği nedeniyle çok iyi sonuç verir. Sırtta oluşan iz, dikkat çekici değildir.